|
YENİDEN:
FAHRETTİN ERGEÇ
( 1933 – 2001 )
( ARAŞTIRMA )
Necmettin BAYRAKTAR
Irak Türkmen müziğinin en güçlü seslerinden biri
sayılır, özellikle 1960 yıllarında, müzik dünyasında
yıldızı parlamıştı. Hazin Bülbül diye tanınır. Gürlü
sesi,
kendine has bir üslup ve adayla bütün dinleyicilerin
beğeni kazanmıştır. İlk başladığı yıllarda büyük sanatçı
Sıdık Bende Gafur’un etkisi altında kalmıştı, özellikle
Yetimi hoyratını okurken onun okuduğu aynı ağızdan
okumuştu. Diğer hoyrat ve türküleri kendi özgü
üslubuyla icra etmişti. Seslendiği bütün türkü ve
hoyratlar arasında birkaçı vardı adette onunla
özdeşleşmiştir:
1-
Dede dede can dede ( Bayat ) ( Bu türkü Ergeç’e şöhretin
kapılarını açmıştı )
2-
Hastahanenin şişeleri parlırı
3-
Bir mektup yazdırdım Kerkük kızına
4-
Derya coştu ahımdan
5-
Susuzsum su isterim
6-
Geceler Zar Geceler
7-
Güneş Vurup Yüzüne
8-
Gözlerim yari Görsün
9-
Yetimi hoyratı : bu ûsulü iyi bir şekilde okumuş.Bayat
makamından çıkan kazaz makamını iyi okunanların birisi
sayılır.
10-
Mucala, Delihasan hoyratları, Divan ve gazel de
okumuştur.
11-
Dermangah hoyratını Molla Taha’nın okuduğu ağzıyla
okumuştu.
12-
Dini ilahiler denen tenzile usulünü Molla Mehmet Topal
ve Molla Nurettin Bakaloğlu ile okumuştur.
Edebiyatta en çok şiir ile ilgilenmiş, birçok araştırman
onu yazı ve kitaplarında şair olarak göstermişti.
Aslında o birkaç şiir yazmış, birçoğunu Kardeşlik
dergisinde yayınlamıştır. Kardeşi Dr. Salahttin’den
güfte olarak birkaç şiir almıştır. Ama Ergec’in asıl
şöhreti sesine ve gülcü icrasına borçludur. 1982’de
Musul Evkaf Müdürlüğüne atanmıştı. Uzun süre Türkmen
Kardeşlik ocağında hizmet veren Ergeç, bu yüzden Bağdat
yönetimin hışmına uğramıştı. Sevil emniyet
görevlilerinin yarattığı taciz sonucunda Ergeç 1986
yılında Türkiye’ye göç etmek mecburiyetinde kalmıştı.
Son yıllarını inzivaya çekilip hazin ve sessice bu
dünyadan göç etti.
Kerkük’ün
zindanına attılar meni
Söz: Fahrettin Ergeç
Beste: Demirçın
Okuyan: Cem Karaca
Kerkük’ün zindanına attılar meni
Mazlumlar sürüsüne kattılar meni
Bir yanım dağladılar ateşle anne
Ne suçum ne günahım yaktılar meni
Türkmen obalarından göçen anneler
Ne yuvaları kalmış ne de hanlar
Gök kubbeyi sarar mazlum feryadım
Elbette bir gün güler biz de seneler
Bu şarkının özel ve acı bir hatırası var, bu hikâyeni
gerçek kaynağından araştıralım, Türkmen Müzisyeni Semir
Yahyaoğlu şöyle anlatıyor “
Rahmetli Fahrettin Ergec’in önemli şiirlerinden birisi
Türkiye’nin büyük sanatçısı ( Cem Karaca ) bu şarkıyı
söylemişti ( Kerkük’ün zindanına attılar meni ) bu şiir
sn, Fahrettin Ergec’e aittir ama zamanında Saddam rejimi
karşı Cem Karacanın albümünde anonim diye yazılmıştı .
Bu şirin hikayesi 2 körfez 1991 savaşında Türkmen
kardeşler k. Irak’ın dağlarından kaçarken bu şiiri
yazmış ve bu da bir TV belgeselde, bu şarkını
sn,Fahrettin Ergec’in oğlu (Ural ) seslendirmişti .Asıl
bu şirin bestekarı Kerkük’ün büyük sanatçısı (
Demirçınındır ) (uzaktan saçını gördüm şarkısının sahibi
) . 1996 senesinde ben İstanbul da yerleştim ve cem
karaca sevdiğim için arkadaşım Yüksel Ağa beyle ısrarca
Cem Karacanın konserine gitmek istedim ve sonunda bir
Meys Bar’ı vardır Beyoğlu’nda, orada her Perşembe
günleri Cem Karaca konser verirdi . Gittik ve tanıştık
Cem beyle, oda yeni bir çalışmaları vardır ve bir Kerkük
şarkısında düşünmüş, bizden bir Kerkük şarkısı istedi,
zamanında Fahrettin Ergec beyin bir şarkısını duymuş (
Hastahane şişeleri ) çok beğenmiş ,ama ben gitarist
olduğum için ve Cem Karaca tarzını çok iyi bilirdim,
düşündüm bir ayrı şarkı teklifte bulunsak daha iyi olur.
Döndüm eve ve gitarımı aldım elime (Kerkük’ün zindanına
şarkısını bir kasete söyledim ) ve sonra cem karacaya
verdik oda çok beğendi ve kasetinde yer aldı . Ayrıca
Cem Karaca beyle bir akşam toplandık bizimle olan ayrı
kişilerde katıldı ( sn,Hadi asker / Ural Ergec / Sinan
köprülü / yüksel ağa ve ben ) 1996 son aylarında Meys
Bar’da Cem Karaca ve büyük müzisyen Uğur Dökmen beni
sahneye davet etti ve bu şarkını beraberce söyledik ve
bu şarkı bu şekilde yolunu aldı “.
Netice itibarıyla bu sanatçını her aldığımızda yeni bir
şeyler keşfediyoruz, onun şahsında toplanan asillik,
vatanperverlik ve yüksek milliyetçilik duygusu onun
müziğine başka bir renk katmıştı. Gür sesini duyduğumuz
zaman onda ağabeylik, babalık ve önderlik hissini bize
veriyor, eğer kalsaydı belki kardeşi Saadettin Ergeç
gibi bir lider olurdu. Buna rağmen bu büyük sanatçı
eserlerini bir CD’ de toplayarak yeni nesillere sunmak
ve onu unutmaktan kurtarmak hiç kimsenin aklına gelmedi
şu kargaşa zamanı içinde…
Dede dede can dede
Tespihiv mercan dede
Yerim sal yastığım koy
Odu öldüm men dede
Yetimim vurulmuşum
Men ciğerden yanmışım
Gözüm onun için ağlar
Yardan ayrı kalmışım
Dede dede…………..
Yetimin sesi gelmez
Ağlar nefesi gelmez
Baş yastıkta göz yolda
Bekler kimsesi gelmez
Dede dede………….
Yetimler yavaş olu(r)
Koynu dolu taş olu(r)
Değme yetim gönlüne
Düşer hurdahaş olu(r)
Dede dede…………
Neneden olmasaydım
Dünyaya gelmeseydim
Yaşım beş haddim on beş
Bugüne kalmasaydım
Dede dede………….
|