|
FATİH’İN KALBİ
Necmettin BAYRAKTAR
Kalp denen organ insanoğluna hayat veren önemli bir
araçtır. Kalp ,hem insanın göğsündeki belli et parçası
,hem de söz konusu ilahi cevher anlamına gelir.İlahi
dinlerin üzerinde durduğu kalp, göğüsteki et değildir.Bu
kalp yürekten ayrı bir şeydir. Yürek insanlar gibi
hayvanlarda da bulunur.Onun görevi vücuttaki kanı
temizlemek ve dağıtmaktır.Çünkü böyle bir et parçası
diğer canlılarda da vardır.
İnsana ait özellikler kalpte toplanmıştır.Kalp ruhun
sarayı, insanın aslıdır.İnsanın aslı kalbi temsil
eder.İnsanı insan yapan yürekten ayrı bir kalptır.Bunu
insani kalp denir.O yüce Allah’in nazar ettiği bir
yerdir.Beytullah’tir .Allah’in evidir, Melekler ve gayb
aleminin özelliklerini taşır. O alemle irtibat kurmak
için yaratılmıştır.Bu kalp imanın ,ilmin
,nurun,feyzin,sevginin ve güzel ahlakin bulunduğu manevi
bir cevherdir.
19. yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından William Holman
Hunt'in, bir bahçeyi tasvir eden bir tablosu Londra
Kraliyet Akademisi'nde sergileniyordu. Hunt'in "Kainatın
Işığı" adını verdiği bu tabloda geceleyin elinde duran
fenerle bahçede duran filozof kılıklı bir adam
görülüyordu. Adam, serbest kalan eliyle bir kapıyı
vuruyor ve içeriden bir cevap bekler gibi görünüyordu.
Tabloyu tetkik eden bir sanat eleştirmeni Hunt'a
dönerek: "Güzel bir tablo doğrusu, ama manasını bir
türlü kavrayamadım" dedi, "Adamın vurduğu kapı hiç
açılmayacak mi? Ona tokmak takmasını unutmuşsunuz
da...." Hunt gülümsedi: "Adam alelade bir kapıya
vurmuyor ki...." dedi. "Bu kapı, insan kalbini temsil
ediyor. Ancak içeriden açılabildiği için dışında tokmağa
ihtiyaç yoktur?".
Bazı insanlar vardır. Açık ve net insanlar. Kendine
güvenli, kararlı, korkusuzdurlar. Kendi fikirlerini hiç
kimseden korkmadan sonuna kadar savunur, yanlış
anlamaklardan korkmaz, hayatı alabildiğine göğüslerler.
Bunların, kitaplarında yalan yazmaz. Yaşamın tüm
olumsuzluklarına direnirler. Kötü yaşar, ama daha iyi
üretir, az uyurlar ve daha az para kazanırlar...
Kararsız ve kendini saklayan bir çoğunluğun içinde
yaşadıkları için, doğal olarak uyum sorunu yaşarlar.
Zaman zaman mutsuz olurlar ama mutsuzluk kendi
tercihleri değildi.
İşte Fatih Yunusun Kalbi böyle yaşadı, zorluklara karşı
geldi ve hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmedi ta hasta
yatağına düşene kadar.
Fatih Yunus Kerkük- Musalla Mahallesinde 1954 yılında
doğdu. Öyle kalbi büyük ki sanat hayatına küçükken
atıldı ve o zamanlar Kerkük Petrol şirketinde işçiydi.
1972 yılında Kerkük Televizyonunda bazı şarkılarını
kaydedip ilk şarkısı AYNAYA BAKTIM ile sanat hayatına
başladı. 1977 yılında Bağdat Radyosunun Türkmence
bölümünde sanatçı oldu. Şarkılarından BİR HAYAL PEŞİNE (
Söz: Salah Nevres ), BİR GÜL DALI VAR ( Söz: Salah
Nevres ), OY GÜZEL ( Anonim ), YETER AVCI, BAHIRDI YAR
BAHARDI ( Bu iki şarkıyı sanatçı Danimarka’da Arhus
Türkmen Radyosunda kaydetmişti )… Ama hayat şarkılar
gibi güzel gitmedi, bırakmalar, terk etmeler vardı
kısmetinde, sevdiği Kerkük’ü terk etmek mecburiyetine
kalmak ta Avustralya’ya gitmek varmış kaderinde. O uzak
diyarlara gitmek sürgüne gitmek gibidir insanın yüreğine
vurur. Bu kalp daha nelere dayanacaktı? O güzelim
Kerkük’ten uzak mı kalacaksın, yoksa dalı kurumuş sürgün
hayatına katlanacaksın? Avutmalar elbette oldu örneğin (
The Voice of the Australian Iraqi Turkmen on Radio
2000FM ) radyosunda müzik programları sunmak, Avustralya
Türkmen topluluğun faaliyetine katılmak gibileri, ama
onu pek tatmin etmedi sonunda o kalp acılara
dayanmayarak hastalandı ve ağır bir şoka girdi, ameliyat
masasına yatırıldı. Büyük sanatçımız
Fatih Yunus
kalp ameliyatından ne kadar başarılı çıksa da onun kalbi
hala yorgundu, vefasızlıktan, gurbet ve sürgün
hayatından. Biz bir hayranı olarak geçmiş olsun diyerek
bir vefa borcu olarak bütün Türkmen milletini Fatih gibi
büyük sanatçılarımızı yad etmeğe davet ediyoruz. Onun
gibi kalplar yorulmasın artık..
Ta İraga
Yol gider ta İraga
Dost dostun kaderin bilmez
Düşmese ta iraga
Rum menim, İrag menim
Bu yanan çırah menim
Gültek ellere düştüm
Vatandan irag menim
|