|
MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 12
YILMAZ EROL,
YAŞAR MUSTAFA ve
FETHULLAH ATINSES
( ARAŞTIRMA )
Necmettin
BAYRAKTAR
ÖNSÖZ: 1970’lerde Milli Türkmen Müzik topluluğu kuruldu.
Ömrü üç yıl sürdü, sonra kapatıldı, ama televizyonda
1988’e kadar sürdü ve kapatıldı. Bu takım Türkmen
müziğine yeni bir yorum, soluk getirmeğe çalışmıştı,
belki o güne kadar bizim müziğiz eskilere dayalı ve aynı
paralel içinde durup dönüyordu, bu bakımda Hüseyin
Bahattin şöyle anlatıyor “ 1970’lerde Milli Türkmen
topluluğu kurulunca, Irak Türk kimliğini yansıtmağa
çalıştı bunun için ona savaş açtılar ve o topluluğu
dağıttılar “. Bu topluluğun fikir babası büyük şair
Salah Nevres olmuştu, yanında tiyatrocu Enver Mehmet
Ramazan, ressam Abbas Eranay, müzisyenlerden Hüseyin
Bahattin ve Celal Wendi. Bu topluluk büyük sanatçılar
çıkartı, örneğin:
YILMAZ EROL: Kerkük’ün Begler mahallesinde 1954
doğdu. Şarkı söylemeğe çocuk yaşındayken başladı,
nitekim okulda öğretmenleri Ant marşını okumağa hep
çocuk Yılmaz’dan isterlerdi ama o hep Türkmen ve Türk
şarkılarını söylerdi ve neticesi cezayı yerdi. Büyük
sanatçı Fahrettin Ergeç’in etkisi altında uzun zaman
kalır, özellikle Reşit Küle Rıza’nın dinlerdi ve
şarkılarını söylerdi, Türk büyük sanatçıları Zeki Müren,
Nuri Sesigüzel gibilerini dinlerdi ve tecrübelerinden
istifade ederdi. Yıllar geçtikçe sesine ve icrasına
olgunluk getirdi, belki halk müziğine yakın bir üsluba
yaklaştı ve durdu. Uzun yıllar bu durakta kaldı ve
illeri bir adım atmadı. Onun müzik hayatına bakarsak
birçok aşmalardan geçmiş olduğun görebiliriz örneğin
1969 yılında daha 15 yaşındayken büyük bir takımın
kuruluşuna katılmıştı. Projenin fikir babası şair Salah
Nevres idi ama uygulamacısı müzesiysen Celal Wendi idi,
nitekim onun müzik aletleri eğitimi dükkânında kuruldu
bu topluluk 1970’de. Bu topluluğa katılanlar müzesiysen
Celal Wendi, Çetin Sevimli, Ömer Köprülü, Hüseyin
Bahattin, İhsan Behlavan, Eşref Bahattin, ve selam
Mustafa Kemal idiler. Takımın ilk konserini Kerkük’te
Türk Kültür Merkezinde yaptılar, aralarında Yaşar
Mustafa Kemal’de vardı.
Konserde seyircinin beğenini kazanmışlardı. Nitekim dört
ay sonra şair Salah Nevres’le bir anlaşma yapıp Takımı
Kızılay’ın Merkezine taşıdı ve orada büyük bir topluluk
kurdular, adı Türkmen Milli Takımı oldu. Takım birkaç
bölümden oluşuyordu:
1-
Türkmen Milli Müzik Takımı, Celal Wendi başkanlığını
yaptı.
2-
Türkmen Milli Folklor Takımı, Sabah Sait başkanlığını
yaptı.
3-
Türkmen Milli Tiyatro Takımı, Enver Mehmet Ramazan
başkanlığını yaptı.
Hepsinin başına Üstat Salah Nevres’i koydular.
Kısa bir süre içinde birçok müzesiysen katıldı bu
topluluğa, örneğin Şahbaz Köprülü, Mehmet Allahverdi
Köprülü ve Fevzi. Aynı yıl ( 1970’de ) bu takımla Yılmaz
Erol
Kerkük Televizyonunda bir şarkı kaydetti ( Gül boy
Çelebi, söz ve beste Salah Nevres’e aittir ), ardından
birçok şarkılar kaydetti Radyo ve Televizyonda.
Yılmaz Erol kendi müzik hayatını böyle anlatıyor “ Ben
çocukluğumdan beri müziğe tutkunum, ilkin saz aletini
öğrendim sonra Güzel Sanatlar Fakültesinde piyano
aletini öğrendim, 1971’de. 1975’de bir konserimizde
Fethullah Altınses ile tanıştım ve onu bizim Takımımızın
katılmağına yardımcı oldum “.
1971 yılında Bağdat Türkmen Radyosunun ses sınavını
geçerek resmi bir sanatçı oldu, orada yaklaşık 100 şarkı
kaydetti, çoğu kendi bestelerinde oluşuyordu, diğer
sanatçılardan almışı olmuştu elbette, örneğin 40 eser
şair Salah Nevres’ten almış, bir güfte şair Adnan Sarı
kâhyadan, Cumhur Kerküklüden, Mehmet Kuşçudan ve Ahmet
Otrakçıdan da almıştı.
Yılmaz Erol’u bir sanatçı olarak zırvaya taşıyan ve onun
adı ölümsüzleştiren birkaç şarkı vardı örneğin:
GÜL BOY ÇELEBİ ( Söz ve Beste SALAH NEVRES )
APARIN ORA MENİ
KERKÜKTÜ ŞEHRİM ( Söz SALAH NEVRES, Beste YILMAZ EROL )
MEN ÖLLEM ÖLEYDİM ( ÖNENİM )
İLLERE VAY… Ve son olarak şu şarkılar:
SÖZ
BESTE
1- YAR BİZ GELSE NE OLUR… SALAH NEVRES…….. YILMAZ EROL
2- GEZME YALNIZ…………….. MEHMET KUŞÇU…… YILMAZ EROL
3- AŞK NAĞMESİ……………… SALAH NEVRES =
4- İNCİSEN YAR İNCİSEN……. CUMUR KERKÜKLÜ =
5- YALAN………………………. SALAH NEVRES……… DR. F. ALTINSES
6- AH NE GÜZEL………………. SALAH NEVRES……… YILMAZ EROL
7- GİZLİ AŞK…………………… SALAH NEVRES……… YILMAZ EROL
8- BÜTÜN GECE
= =
9- BANA SEVGİLİM DERKEN
= =
10- SEHER OLUR
= =
( Sanat Dünyası ) adında bir program teklifi Kerkük
TV’sinde geldi 1986 yılında, bu programı 1991 kadar
sundu sanatçı. 1992’den itibaren ( Hoyrat ve Ezgiler )
programını takdim etmeğe başladı. 4 yıl kadar devam etti
bu program, sonra ( 1995 sonlarında ) Kanada’ya göç
etti, orada yaklaşık 10 yıl kaldı.
Yılmaz Erol sunuculuk hayatını şöyle anlatıyor ( Ben
Kerkük Televizyonda sunuculuk yaparken büyük sanatçımız
Abdulvahit Küzeci için birkaç hoyrat kaydettim, halk
sanatçımız Haba için 3 şarkı kaydettim, birçok
sanatçılarla, ressamlarla, aktör ve diğer şahsiyatla
görüşmeler yaptım, Türkmeneli’nin her yerinden ).
Sonunda Yılmaz Erol Kerkük Eğitim Müdürlüğünde emekliğe
ayrıldı. Sanatçımız evli iki çocuk babasıdır ( Erol ve
İbrahim ).
Gül boy Çelebi ( Rast )
Söz ve beste : Salah Nevres
Meydanda at oynadı Gül boy Çelebi
Kâh oynar kâh oynadı Gül boy Çelebi
Gülnaz dur doğu damı Avadan olsun
Göz kırpar kaş oynatır Gül boy Çelebi
Boyu pirinç direği Gül boy Çelebi
Yedi kızın bileği Gül boy Çelebi
Gülnaz peçe altından Maşallah diyer
Titrer vurur yöreği Gül boy Çelebi
………………………………………………….
Kehkiliv kırma kırma Gül boy Çelebi
Gülnaz damdan bakırı Sana el ider
El eyle gönlünü kırma Gül boy Çelebi
Saltavın gülü katmer Gül boy Çelebi
Bel vurur oynar titrer Gül boy Çelebi
Gülnaz peçe bin açar Helhele verir
At kişner özü kişner Gül boy Çelebi
YAŞAR MUSTAFA ( TÜRKMEN ): Asıl adı Yaşar Mustafa
Kemal olan sanatçı 25 – 05 – 1957 tarihinde Kerkük’ün
Begler mahallesinde dünyaya gözünü açmıştı.
İlköğrenimini Mansur ilkokulunda, orta eğitimini
Merkeziye ortaokulunda, lise ise Kerkük lisesinde
tamamlamıştı. 1976 yılında Türkiye’ye gitmişti. 1982
yılında Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi İnşaat
Mühendisliği bölümünü bitirmişti. Halen sahibi olduğu
Türvar İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti ve YKC. İnşaat
San. Ve Şic. Ltd. Şti ile Kamu ve Özel Sektöre İnşaat
taahhüt işleri yapmaktadır.
Müziğe ilgisi çocuk yaşlarında başlar, ilk kez 1970
yılında Kerkük Türk Kültür merkezinde sahneye çıkmış,
okuduğu ilk eserler ( Karşıdadır evleri Emmioğlu ve
Köprüden geçti gelin ) türküleridir. Türkmen Milli
Takımına katılarak, ses sanatçısı olarak müzik hayatına
devam etmişti. Büyük sanatçılardan müzik dersleri almış
özellikle Ses, Solfej ve usul dersleri.
Yaşar Mustafa müzik hayatında birçok sanatçının etkisi
altında kalmıştı örneğin Kerkük müziğin ustalarından
Abdülvahit Küzecioğlu, büyük Türk halk ozanı Neşat
Ertaş, Azeri müzik ustalarından Bülbül, İslam Rızayıf,
Raşit Bahbadof ve Nisa Kasımova ve sanatçı sonra kendi
üslubunu bularak yoluna devam etmişti. Nitekim
Türkiye’de üniversite yıllarında Trabzon Musiki
cemiyetinde 4 yıl boyunca solist, korist olarak çalışmış
ve 1979 yılında bölgede yapılan Karadeniz yarışmasında
2ciliği kazanmıştı.
Sanatçı bir enstrüman olarak güzelce bağlama çalıyor ve
hoyrat formundaki eserler icra ediyor, bu hususta
kendisi şöyle anlatıyor “ Irak Türkmen müziğine büyük
hizmetlerde bulunmuş ve benim yaşamımda özel bir yeri
olan TÜRKMEN MİLLİ MÜZİK TAKIMI biraz bahsetmek
istiyorum. Bu takım gerçekten bir efsanedir. O takımda
çalışmış birçok mahalli sanatçı yıllarca Türkmen
müziğinin gelişmesine ve kalıcı olmasına katkıda
bulunmak akıl almaz gayret ve çaba sarf ettiler. O
zamana kadar varlıklarından dahi haberdar olmadığımız
birçok Türkmen türküsü onların sayesinde okunmaya
başladı. Ve hala onlar tarafından yapılan düzenleme ve
derlemeler gerek Türkiye gerekse özel Radyo ve
Televizyon kanallarında çalınıp beğeniyle izleniyor “.
Bağdat Türkmen Radyo ve Televizyonunu ilk şarksı 1974
yılında çalmaya başlamıştı. 1980 yılına kadar yaklaşık
20 eser okumuştu, en beğenileni Azeri sanatçısı Raşit
Bahbadof’un sesinden dinlediği ve okuduğu ( FİKRİMDEN
GECELERİ YATABİLMİREM ) türküsü olmuştu. Sanatçının
Bağdat Radyosu dışında yalnız bir kaset yapabilmiş, 1984
yılında yapmış olduğu bu kasette 9 adet Kerkük türküsü,
9 adet Azeri Türksü bulunmaktadır.
Yaşar Mustafa 1980’llerin sonunda, 1990 yıllarında
başında müzikten yavaş uzaklaşmış ve sahip olduğu Sanayi
ve Ticaret firmasının işlerine dalmıştı, bu hususta
kendisi şöyle anlatıyor “ İşlerimin yoğunluğu sebebiyle
yaşamımda müziğe amatör olarak devam etmekteyim. Çünkü
bir işi yapmak için gereken önemi vermek ve yeterince
zaman ayırmak gerektiğine inanıyorum. İşte bu yüzden de
amatörlüğü profesyonelliğe tercih ettim. Ancak Kerkük
müzik kültürünün gelişmesi adına üzerime düşecek her
türlü çalışmayı ve katkıyı yapacağımdan emin olunuz “.
FETHULLAH ALTINSES ( 1957 - ) : Diğer sanatçıları
gibi meşk yoluyla sanatın inceliklerini öğrendi ve bir
gönül bağı kurdu, ama onu diğerlerinden farklı kılan bu
kültürü gerçek kaynağından öğrenmesidir, başka deyişle
müziği bir bilim olarak kendi özel okullarından öğrendi
sonra dünyaya açıldı. Doğrusu bu sanatçının asıl
hikâyesi Milli Türkmen topluluğa katılışıyla başlar. Bu
katılış onun hayatının akışını değiştirir. Geçekten bu
topluluk yalnız 12, 13 yaşlarında bir deli kanlının
hayatının değiştirmekle kalmayıp Irak Türkmen Müziğini
temelden değiştirmiştir. Bu toplulukta asıl adı olan
Fethullah Ahmet sesinin güzelliğinden dolayı ( ALTINSES
) soyadını almıştı. Bu müzik topluluğun Türk Klasik
müziği ile birçok çalışmaları oldu, özellikle Türk Sanat
müziği ile. Ne yazık ki bu topluluğun hayatı sahnelerde
çok kısa oldu – yalnız üç yıl – ama etkisi çok üzün
sürdü, başka deyişle Irak müziğin derinden değiştirdi.
Yeni müziklere, yeni yorumlara gerçekten öncülük yaptı,
yeni müzisyenler ve yeni sanatçılar ortaya çıkartı,
örneğin Yaşar Mustafa, Yılmaz Erol ve Fethullah
Altınses. Başka yerde de bu topluluk hayatını sürdürmeğe
devam etti, özellikle Kerkük Televizyonda. Ama ne yazık
ki 1988’de bir sürü nedenlerden dolayı sanata kapıların
kaptı ve bir topluluk olarak dağıldı. Fethullah Altınses
ister Milli Türkmen topluluk döneminde, ister
kapılışından sonra ki dönemde büyük bir performans
gösterdi, Türkmen halk müziği ile birçok çalışmaları
oldu, bu müziği ile ilgili yeni yorumlar yaptı, örneğin
şu türküler ile:
1-
Selevin damdan bakana
Saçbağın keddah takana ( Bayat )
2 – O yakadan bu yakaya gelince halim kalmadı ( Hüseyni
)
3- Hiliden dağlar kamış
Yar biz ved eylemiş ( Çargah )
4- Bülbül uçar yuvasına ( Bayat )
Bu sırada Altınses Bağdat’ta Güzel Sanatlar fakültesine
devam ediyordu, ara sıra orada Türkmen Radyosuna
uğrayıp, haftalık bir müzik programı sunuyor ve Bağdat
Televizyon müzik takımına sazıyla eşlik de ediyordu,
özellikle Arap büyük ses sanatçısı Ahlam Vehbi’nin
katıldığı programlarda. Sonunda fakültede lisans ve
doktora derecesini aldı ve aynı fakültede doçent olarak
atandı, aynı zamanda Televizyon müzik takımında şefliğe
yükseldi. Bu Irak gibi bir ülkede, özellikle ırkçı Baas
devletinde bir Türkmen’in yetişecek en son kalededir,
buda görünüyor ki genç sanatçının başını döndürdü,
Türkmen müziğinden yavaş yavaş uzaklaştı. Nitekim o
günden sonra kendini bütünüyle Arap müziğine verdi.
Altınses’in büyük yeteneği sayasında birçok Iraklı Arap
sanatçılarına besteler yaptı ve onları Arap Müziğinde ön
saflara kadar götürdü, örneğin Kazım El sahır, o ki
bütün Arap müzik dünyasının önde gelen yıldızlarından
biri oldu. Dr. Fethulla Ahmet ( bu arada soyadı
Altınses’den vaz geçmişti ) Kazım El sahır için Verde El
Cezayiri ve diğer Arap sanatçılara güzel besteler yaptı,
orkestralara şeflik etti, müziğin en modern ve ilerleyiş
nağmelerine bile bu sanatçılarla varabildi. Dr.
Fethullah Ahmet dünyaca bir müzisyen olarak ün kazanmış,
ama onu bir Türkmen sanatçısı olarak kimse bilmez. Irak
Türkmen müziğinden öyle uzaklaşmıştı ki ansızın bir
kıyamet kopmuş gibi yer alt üst oldu, eski rejim
yıkıldı. Uzun uykudan uyanmış gibi oldu, etrafına ördüğü
ağ aniden yok oldu ve yapa yalnız kaldı. O zaman kendi
kökünün varlığını keşfetti ve Türkmence birkaç şarkı
besteledi, Türkmenlerini gönlünü almak için. Ama bunun
faydasını bulamayınca tekrar Arap Müziğine döndü. Bu
dönemdeki eseleri şunlardı:
Hey hey men Türkmen’im
Kerkük hoyratı ve bestesi
Bu eserlerin müzik yapısına bakılırsa çok büyük şeyler
söylemiyor, yalnız küfte olarak Türkmenlerin
milliyetçilik duygu tellerini okşamağa çalışıyor,
özellikle hey hey men Türkmen’im şarkısı, ama Kerkük
hoyratı, benim kanımca en modern söylenen bir Türkmen
hoyratı olmuştu, buda gösteriyor ki o ne kadar büyük ve
yetenekli bir müzisyendir. Ama ne yazık ki o rotasını
yanlış yönlere çevirmişti, umarız ki bir gün gelir
tekrar Türkmen müziğine döner ve bu müziği yeni
ufuklara götürür. Son olarak bu büyük sanatçı bizim
nitelendirdiğimiz Türkmen usullü sanat müziği tarzında
en güzel eserler vermişti örneğin:
Güzel desem sana
Söz : Salah Nevres
Müzik : Fethullah Altınses
Güzel desem sana güne bedelsin
Aydan yıldızlardan daha güzelsin
Âşıklar dilinde öten gazelsin
Bence bir şey değil sensiz hayatım
Güllerden güzeldir pembe dudağın
Yakıyor bağrımı ateşin dağın
Yarama merhemdir tek senin bağrın
Bence bir şey değil sensiz hayatım
Değişmem ben seni artık dünyaya
Seninle benziyor hayat rüyaya
Razıyım uğrunda her bir cefaya
Bence bir şey değil sensiz hayatım
Netice itibarıyla bu değerli üç sanatçı 1990’lı yıllarda
Türkmen müziğinde dolaylı olarak uzaklaşmışlar, kimi
uzaklara ( tâ Kanada’lara ) gitmiş, Yılmaz Erol gibi,
kimi Arap müziğine kaçmış ve bizden uzaklaşmış,
Fethullah Altınses gibi, kimi de işine dalmış müziği
raflara atmıştı, Yaşar Mustafa gibi. Olanlar Türkmen
müziğine olmuş, kimi cehil ellerine düşmüş, kimde içki
masalarında meze ve esrar kullanma köşelerinde duman
olmuş, ta aşağılara düşmüştü. Ne talihsizdir bu müzik
denen yaratık, her kes onun yıkmağa( bilmeden olsa da )
sebep oluyor. Önemli olan Müzikte bilgi ve imkândır, ne
yazık ki buda bizde yoktur! |