|
MÜZİK İÇİN YAŞAYANLAR: 1

RAUF KARDEŞLER
( ARAŞTIRMA )
Necmettin BAYRAKTAR
Hoyrat sözcüsü Irak Türkmen halkın en
başta gelen hayat tarzıdır. Hayat Hikâyesi, dünya
görüşü, felsefesi, aşı, tuzu, günlük yemeği, sevinç
kaynağı, üzüntüsünü yansıtan sihirli bir araçtır. Bu
sözcükle, söz ve ezgi olarak, herkes uğraşmış, en
azında ömrünün bir döneminde,ister kadın olsun ister
erkek..Öyle erkekler var, öyle kadınlar var ki bu
sanatla adette özdeşleşmişlerdi. Eskiden Türkmen
topluğunda öyle hanımlar vardı ki adette bir sevinç
kaynağı, etrafına neşe saçan, burada tek bir nitelikten
söz ediyoruz, bir yaşamı bütünleyecek, arayışı
kucaklayan tavrı içinde ki bu onun dünyayı bakış
açısında yorumlanan iyiliğin ve güzelliğin tâ
kendisidir. İşte böyleydi Naime Hanım, bu kültür
zenginliğini çocuklarına aşıladı ve bize iki büyük
sanatçı verdi. Mehmet ve İbrahim Rauf…
Rauf kardeşler çocuk yaşındayken her
biri bir hoyrat meftunuydu. Burada değinmek istediğimiz
şey, bu gidimli düşüncenin hep arakasında kalacağız.
Çünkü bu müziksel aşk onları ne sonuçlara götürecek,
bunu ileride göreceğiz…
Onlar hayatın bir sayfasını, çocukluk
çağı denen sayfasında, hem de cıvıl cıvıl, Mevlit
törenlerinde, başka deyişle o zamanın müzik
konservatuarında, su içer gibi bu kültürü damla damla
adette emiyorlardı, sonra ev dönüp onun hararetli
tartışmasını yapıyorlardı. Onlara destek olan hep o
muhteşem anne olmuştu. Bütün sanat törenlerine onlar
katılmışlar, dinleyip dinletmişler. Bir aşk meşk
ortamında, törenden törene, olaydan olaya bu çocuklar
büyüdü deli kanlı çağına yetiştiler. Bu arada Irak
Türkmen Radyosu açılmıştı. İlk olarak Mehmet Rauf
Bağdat’ta gitti Radyo ses, icra sınavına katıldı, sınavı
kazandı ve bir Radyo sanatçısı oldu. Orada bir Bayat
gazelini kaydetti. İbrahim Rauf henüz 14 yaşındaydı.
Radyodaki o yarım saatlik programı dinleyerek büyüdü,
kardeşi Mehmet ile berber gelişti. 1966 yılında
Bağdat’ta gitti, ses, icra sınavına katıldı ve başarı
oldu. İlk olarak şu türküyü kaydetti:
Yakar beni bu ayrılık kül eder ( Rast )
Söz : Sabır Demirci
Müzik : anonim
İki Kardeş resmi Radyo sanatçıları
olmuştular artık, böylece bir sanat şölenine
girmişlerdi, ki müzik sahnelerinde bazen birlikte bazen
de ayrı ayrı bülbül gibi şakrıyorlardı. Aslında ikisi
birbiriyle adette yarışıyordu ve o dönemin sahnelerinde
bir yıldız gibi boy gösterdiler. Mehmet Rauf ilk günden
beri usta bir besteci olarak kendini ortaya koymuştu.
Bazen Mehmet bestelerdi, İbrahim okurdu bazen de diğer
sanatçıların ( Mehmet hariç ) müziğiyle ayrı ayrı
sanatlarını icra ederdiler, ister Radyoda, ister müzik
törenlerinde. Böylece gün, yıllar geçti. Onlar hep
Türkmen müziği için çalıştılar, güzel eserler
söylediler, tâ ayrılık geldi, kardeşi kardeşinden
ayrılan, ölümlerden ölüm, ayrılık geldi. 1981’in başında
kardeşlerden birisi Saddam rejimin baskılarına
dayanamayıp memleketini terk etti, gurbete gitti, diğeri
de hapishaneler ona mesken oldu. İbrahim Rauf bu
devletten diğerine göçmen kuşu oldu, memleket özlemiyle
tutuştu yandı. Diğeri Mehmet Rauf baskıcı, zalim rejime
direndi, dolaysıyla bu rejimin köpeklerine hedef oldu,
aylarca zindanlarda kaldı, işkence gördü. Ve böylece
üzün acı yıllar geçti. Bu zalim bina bir gün geldi
çöktü, öyle çöktü ki ardından yıllarca toz dumanı kaldı.
Yeri ve zamanı gelince ilk günleri gibi Irak Türkmen
müziğine onlar sarıldılar, yeni eserler vermeğe
çalıştılar, çünkü içlerindeki o sevgi ateşi daha
sönmemişti……
Mehmet Rauf ( 1944 - )
Sanat camiasına yorumcu ve usta bir
besteci olarak ortaya çıktı. Küçüklüğünden beri Irak
Türkmen makam ve hoyratları etkisi altında kalmıştı.
Doğrusu o bu kültürün içinde büyüdü ve gelişti. 1966’dan
itibaren sesi Irak Türkmen Radyosunda duyulmağa başladı,
bu hususta sanatçı şöyle anlatıyor “ Ben 1962’de Bağdat
Radyosuna uğradım, o zaman genç yaşlarındaydım,
askerliğim bile yapmamıştım. Radyoda bir gazel
kaydettim, bilindiği gibi yoklama komisyonları vardı.
Ben gönül kelimesi yerine gögül kelimesini kullanmıştım,
bunu gerek hatıra olarak saklasaydılar, silmeseydiler.
Ama onlar onu sildiler, ben de biraz darıldım. Sonra
askerliğim yaptım, tâ 1966’de tekrar geldim ilk şarkımı
kaydettim “ . Yanı sıra o Kerkük sahnelerinde sanatını
icra ederdi. Televizyonda bir ara çıkmağa başladı.
Kardeşi İbrahim ile ikili ( düet ) olarak bir süre
tanındı. Bazen kendisi bestelerdi kardeşi seslendirirdi,
bazen de kendi bestesini kendisi seslendirirdi,
başkasının eserini seslendirdiğini biz görmedik ( anonim
eserler hariç ). Mehmet Rauf toplam 10 sanatçıya eser
vermiş ve 200 beste bestelemiş. Doğrusu onun besteciliği
şarkıcılığından daha üstündür. Eserlerinin sanat değeri
her zaman fark edilir, özelikle ağır ritimli şarkılar,
ya da bizim nitelendirdiğimiz Türkmen usullü sanat
müziği. 1980’lerde Baas Rejimin baskısı yüzünden bir ara
sustu ama bir rejimin yıkılışıyla tekrar sanata döndü ve
yeni eserler vermeğe devam etti. Eserlerinden başta
şunlar gelir:
1-
Yıldızlar ( Bayat )
Söz : Salah Nevres
Müzik ve okuyan : Mehmet Rauf (
İstanbul Radyosunda okumuştu )
2-
Vursun davul çalsın zurna ( Bayat )
Söz, müzik ve okuyan: Mehmet Rauf
3-
Ne bir mektup, ne bir resim
Senden güzel gelmedi yar ( Segah )
Müzik ve okuyan : Mehmet Rauf
Söz : Fikret Avcı
4-
Fincan ( Karçahar )
Müzik ve okuyan: Mehmet Rauf
Söz : Sirvan Saçıüzün
5-
Her şeyden habırıv var deme bilmerim ( Karçahar )
Müzik ve okuyan : Mehmet Rauf
Söz : Sabah Karaaltıncı
6-
Hardasın ( Karçahar )
Müzik ve okuyan : Mehmet Rauf
Söz : Yalman Bellanoğlu Tuzlu
7-
Gin gelek mevsimi olur ( Karçahar )
Müzik ve okuyan : Mehmet Rauf
Söz : Salah Nevres
8-
Öyle sitem eyledim ki
Seni haktan diledim ki ( Hicaz
hamayon )
Müzik ve okuyan : Mehmet Rauf
Söz : Salah Nevres
9-
Bu ne boy, bu ne sine, bu ne surattı(r)
Nakışı güzel seni şirin yarattı(r)
( Karabağlı )
Müzik ve okuyan : Mehmet Rauf
Söz : Salah Nevres
10-
Divana gönülüm ( Bayat – mürekkep saba )
Söz : Sabır Demirci
Müzik : Mehmet Rauf
Okuyan : İbrahim Rauf
11-
Yar adına ( Bayat )
Söz : Salah Nevres
Müzik: Mehmet Rauf
Okuyan: İbrahim Rauf
12-
Nesimin feryadı ( Zenzeran )
Söz : Nesimi
Müzik : Mehmet Rauf
Okuyan : İbrahim Rauf
13-
Bir deste mavi gül derin bağlavın yara gönderin (
Rast )
Söz : Mehmet İzzet Hattat
Müzik : Mehmet Rauf
Okuyan : Kerim Kölemen
14-
Hasret
Müzik ve okuyan : Mehmet Rauf
Söz : Husam Dabbağoğlu
15-
Mum ( Hicaz )
Söz, müzik ve okuyan : Mehmet Rauf
16-
Al kanınla yazdım yara yolladım ( Bayat )
Söz : Mustafa Kemal Denden
Müzik : Mehmet Rauf
Okuyan : Memet Camcı, Behçet
Gamgin ve Şahap Ahmet
Fincan ( Karçahar )
Söz: Servan Saçıüzün
Müzik ve okuyan : Mehmet Rauf
Dediler fincana bak, gör kaderin
Görüp duyacaksın gamın kederin
Bilirim çekerim bundan beterin
Acı kaderime yazıklar olsun
( Dediler ) fincanda göründü yolları
bağlı
Ümitler kaybolmuş yüreğim dağlı
Bitmeyen gidi ki dereli dağlı
Acı kaderime yazıklar olsun
Fincanı dönderdi bahtıma baktı
Fincan eli koptu göz yaşım aktı
Yarasa kuşları meni bıraktı
Acı kaderime yazıklar olsun
Fincana boş verip yürüdüm gittim
Yıllardı kendime bak neler ettim
Yanan mumlar gibi eridim gittim
Acı kaderime yazıklar olsun
Mehmet Rauf’un müziğini eğer incelersek
şu kanata varırız: bu müzik 42 yıl ( 1966 – 2009 )
süresinde aynı paralel çizgisi içinde yol kat etmiş,
belki biraz olgunlaşmış ama fazla ileriye gitmemiş, yani
başka deyişle dâhiyane bir eser ortaya koymamış, belki
onun yaşadığı çağ bu kadar ona el vermişti.
İbrahim Rauf ( 1945 - )
Bu sanatçının öz hayat ile müzik
hayatından ayırtmak çok zor, başka deyişle onun
biyografisi ile sanatı iç içe geçmiş ki her ikisinden
birisini yalnız almak imkânsız oluyor. Çünkü o hep
sanatı için yaşadı, müzik ile adette özdeşti.
Çocukluğundan beri o dünyayı yeni bir kavrayış içinde
kalmak çabasındaydı. Bu kavrayış herhangi bir müzik
yapmak, söylemek değil, tersine kaliteli bir şey yapmak
peşindeydi. Bu nokta – bilerek ya da bilmeyerek – eskiye
daha bağlıydı. Aslında onun hayatın eğer özetlersek iki
döneme ayrılır, İkisi de aynı kökte birleşir ama değişen
unsur müziğin tâ kendisi olur. Bu müziksel unsuru
yaşatmak ve geliştirmek hayatın uğrayışı olmuştur. İki
dönem gayesi aynı ama yolları ve adları farklıdır:
A-
Memleket dönemi:
Bu dönem tâ çocukluktan başlar
1981’de biter. Bu dönemde kaynaklar yanı başındaydı,
mevlit, düğün törenleri, büyük sanatçılarla görüşmeler,
Türkmen müzik ortamı ve en büyük olay Irak Türkmen
Radyosunun açılışı. Bu doğrultuda sanatçı şöyle
anlatıyor “ Irak Türkmen Radyosunun Türkmen müziğine
etkisi oldu elbette, hem de çok. O zamana kadar
sanatçılar nereye gedecek, sanatlarını nasıl icra edecek
diye bilemiyordular. Ama resmi bir Radyo açılınca, orada
Bağdat’ta, herkes gitti, bir hizmet için gittiler, aynı
zaman da sanatlarını iyi bir şekilde icra etmek mekânını
orada buldular, bayağı yararı oldu, hem sanatçılara hem
de edebiyatçılara”. Evet, İbrahim Rauf Radyoya gitti.
Ama Radyonun resmi açışlından 7 yıl sonra, yani 1966
yılında ve Radyo sanatçı unvanını kazandı. O günden 1981
kadar, yani 14 yıl dilimi içinde birçok hoyrat, divan,
gazel, türkü, şarkı kaydetti. Radyo dişinde de müzik
sahnelerinde sanatını icra etti. Bazen Mehmet Rauf’un
bestelerini, bazen de diğer bestekârların bestelerini
seslendirdi. Ama o folklarımızı unutmadı, elinde geldiği
kadar bu kültürle alış veriş yaptı. Bu arada Türkiye’ye
birkaç defa gitti, 1975’den başlayarak her yıl, hem
turistlik hem de bizim müziğimizi tanıtmak amacıyla.
Türkiye Radyolarında birçok eser kaydetti ve orada
kendisine çevre yaptı. Bu dönemde seslendirdiği
eserlerin bazıları şunlardı:
1- Gül boy
çelebi ( Rast )
Söz ve müzik : Salah Nevres
Okuyan: İbrahim Rauf
2- Pencerenin teli elek ( Rast )
Söz ve müzik : Hüseyin Tuzlu
Okuyan : İbrahim Rauf
1-
Yar heleye-heleye ( Bayat )
Söz : İsmail Serttürkmen
Müzik : Ali Kaleli
Okuyan : İbrahim Rauf
4- Mektup yazdım yar almadı( Bayat )
Söz ve okuyan : İbrahim Rauf
Müzik : Hüseyin Tuzlu
( Türkiye’de sanatçılar Azize Gurses ve
Salahattin Alpay okumuşlardı)
2-
Bir arak ver ( Bayat )
Söz ve müzik : anonim
Okuyan : İbrahim Rauf
( Türkiye’de sanatçılar Mehmet Özbek ve
İbrahim Tatlıses okumuşlardı )
3-
Gel gideğ şeyh bağına gazele ( Bayat )
Söz : Mehmet İzzet
Hattat
Müzik : Memet Camcı
Okuyan : İbrahim Rauf
( 1975’de ilk olarak Türkiye’de İbrahim
Rauf okumuştu. 1977’de Küzecioğlu okumuştu, sonra
Mehmet Özbek okumuştu )
4-
Aya bak yıldıza bak ( Bayat )
Söz ve müzik : Kerim Kölemen
Okuyan : İbrahim Rauf
B-
Gurbet yılları:
Gurbetçilik vatanını, memleketini
terk edip gurbete gitmek değildir, asıl gurbetçilik
insan kendi vatanında baskı, zülüm altına kalmak, kendi
ana dilinden ve kültüründen zorla kopmasıdır. İşte bu
yüzden İbrahim Rauf kendi vatanını, memleketi Kerkük’ü
terk etti, gurbetçi oldu. İlk olarak Türkiye’ye gitti
sonra Danimarka’ya yerleşti. Kimliksiz kalmak acıların
en acısıdır, nerden geldim, nereye gidiyorum diye sorusu
insanın içini kemirir, memleket özlemi gitgide basar,
bazen içine gömer bazen de delirir, ancak sanatçı ruhlu
insanlar bu acıları sanatına ve yazılarına döker. İşte
İbrahim Rauf böyle yaptı. Doğrusu o bütün Türkler gibi
ana vatan Türkiye’yi severdi, ama Kerkük sevgisi
bambaşkadır. Çünkü Kerkük onun için büyük bir şey ifada
eder. Kerkük onun varlığı, yokluğu, dünü, bugünü,
yarını, çocukluk ve gençlik yadigârdır. Bundan dolayı
Kerkük dilinden hiç düşmedi, bu adı dizilere, şarkılara
döktü, bu memleket özlemiyle sanatı gelişti ve kendini
gösterdi. Türkiye yıllarında Türk Radyolarında birçok
şarkı kaydetti, müzik sahnelerine çıktı, sanatını icra
etti, Haba, İclal Akkaplanla birlikte bir kaset
doldurdu. Danimarka yıllarında Arhus Radyosunda
Türkmence kısmını açtı, yönetti, birçok eser yazdı,
besteledi, okudu ve kaydetti. Bu dönemin eserlerinin
bazıları:
1-
Bülbül sallandı gitti
( Saba )
Söz : Faruk Köprülü
Müzik : Turan İbrahim
Okuyan : İbrahim Rauf
2-
Hasta bilmeyen ( Bayat
)
Söz : Necmettin Kara
Müzik :Turan İbrahim
Okuyan : İbrahim Rauf
3-
Kerkük’te gömün meni (
Bayat )
Söz ve okuyan : İbrahim Rauf
Müzik : Turan İbrahim
4-
Sorarım tanrıya ( Rast
)
Söz : Fahri Ersavaş
Müzik : Turan İbrahim
Okuyan : İbrahim Rauf
5-
Türkmenlerin Kalesi (
Rast )
Söz ve okuyan : İbrahim Rauf
Müzik : Turan Rauf
6-
Bir kuş gibi ( Bayat )
Söz ve okuyan : İbrahim Rauf
Müzik : Turan İbrahim
7-
Diken ve gül ( Rast )
Söz ve okuyan : İbrahim Rauf
Müzik : Turan İbrahim
8-
Bayram geldi ( Rast )
Söz ve okuyan : İbrahim Rauf
Müzik : Turan İbrahim
9- Haydi cepheye ( Rast )
Söz : Anonim
Müzik : Turan İbrahim
Okuyan: İbrahim Rauf
10-İnsan hakları ( Rast )
Söz ve okuyan : İbrahim Rauf
Müzik : Turan İbrahim
11- Canan aldı canımı ( Rast)
Söz ve okuyan: İbrahim Rauf
Müzik : Turan Rauf
12- Bayrağım ( Rast )
Söz ve okuyan : İbrahim Rauf
Müzik : Turan İbrahim
13- Oğuzlar ( Rast )
Söz ve okuyan : İbrahim Rauf
Müzik : Turan İbrahim
14- Türkmeneli ( Rast )
Söz ve okuyan : İbrahim Rauf
Müzik : Turan İbrahim
15- Etme naz (
Rast )
Söz ve okuyan : İbrahim Rauf
Müzik : Turan İbrahim
Netice itibariyle bu döneme damgasını
vuran özellikler şu yönde toplanır: Gurbet kokan
eserlerde pençeleşen memleket özlemi ve kimlik arayışı,
başka deyişle Kerkükçülük. Memleket döneminden kardeşi
ile yaptığı düet bu dönemde izini sürdürmüştür ve kendi
oğluyla yaptığı çalışmalar.
Mehmet Rauf ile yaptığı çalışmalara
gelince, özellikle eski rejimin yıkılışından sonra, daha
olgun şeklini almıştı, nitekim bu beraberlikten (
telefon ile olsa bile ) güzel eserler çıkmıştı, Irak
Türkmen müziğine başka bir renk katmıştı. Turan
İbrahim’e gelince, o yeni nesil sanatçıların önde gelen,
besteci, müzisyenlerden biri sayılır, bu hususta babası
İbrahim Rauf şöyle diyor “ Turan on yaşından itibaren
saz, ud, org çalmağa başladı, müziği o çalardı ben
okurdum. Şairlerimizin güzel hoyratları, şiirleri bize
varınca, Turan bestelerdi ben okurdum “. Bu baba oğul
beraberlikten birçok eser çıktı, kimi şarkı, türkü kimde
hoyrat, özellikle beraber yaptıklar CD çalışması, bu
hususta Turan İbrahim şöyle anlatıyor “ Dedelerimizden
kalan Türkmen hoyratları, dünyada eşi bulunmayan yegâne
mirasımızdır. Değerli sanatçımız İbrahim Rauf 25 yıldır
memleketinden uzak kalmasına rağmen hoyratlarımızı
unutmamış, ustaca ve en güzel şekilde yorumlamıştır. Bu
projeyi hayata geçirerek bir ilkeye imza atmıştır.
Yapmış olduğumuz CD’de 16 hoyrat usullünde örnekler
vermiştik “. İşte İbrahim Rauf’un sesiyle ve Turan
İbrahim’in müziğiyle bazı örnekler:
1-
Mezen hoyratı ( Bayat )
Söz : Necmettin kara
2-
Ömergele hoyratı ( Bayat )
Söz : Mehmet İzzet Hattat
3-
Yolcu hoyratı ( Bayat )
Söz : Felek oğlu
4-
Matari hoyratı ( Çargah )
Söz : Faruk Köprülü
5-
Hoyrat ve makam ( Dermangah )
Söz : Osman Mazlum
6-
Muçala hoyratı ( Hicaz )
Söz : Husam Dabbağoğlu
7-
Nöbetçi hoyratı ( Hicaz. Nöbetçi Mustafa icat
etmiştir )
Söz : Ali Maruf oğlu
8-
Deli hasan hoyratı ( Hicaz – Bayat )
Söz : Sirvan Saçıuzun
9- Kürdü hoyratı ( Hüseyni, Emin Bağvan
yaratmıştır, eski ağız )
Söz : Ömer ağa Tercili
10- Dermangahi hoyratı ( Mansuri makam
ile mürekkeptir )
Söz : Cumhur Kerküklü
11- Kızıl Hoyrat ( Rast. Tuzhurmatı
kasabasına ait olan )
Söz : anonim
12- Beşiri hoyratı ( ( Rast. Emin Bağvan
içat etmiştir )
Söz : Mehmet İzzet Hattat
13- Yetimi hoyratı ( Rast – Pencegah )
Söz : İzzettin Abdi Bayati
14- İskender hoyratı ( Segah )
Söz : Şemsettin Veli Erbilli
15- Kesik hoyratı (
Segah )
Söz : anonim
16- Muhalif hoyrat ( Segah )
Söz : Reşit Ali
Dakuklu
Kimin kimden haberi var ( Nehavend )
Söz : Mustafa Kemal Aziz Dakuklu
Müzik : Mehmet Rauf
Okuyan: İbrahim Rauf
Bu dünyanın derdi çoktur
Dertlerine çare yoktur
Kimi açtır kimi toktur
Kimin kimden haberi var
Bu bir tünel sonu gelmez
Bu bir sırdır kimse bilmez
Kimi güler kimi gülmez
Kimin kimden haberi var
Bu Dünyanın vefası yok
Cefası var sefası yok
Kimin zadı parası yok
Kimin kimden haberi var
Burası bir muammadır
Baştan başa bir beladır
Kimi elif kimi yaddır
Kimin kimden haberi var
Burada her şey değişmiştir
Şer ve bela gelişmiştir
Bu ne kavga ne dövüştür
Kimin kimden haberi var
Bu dünyanın hali budur
Çok anlamsız bir konudur
Kimi ateş kimi sudur
Kimin kimden haberi var
|