|
ON YILDAN
SONRA İKİ DAKİKA ÖZGÜRLÜKTEN SONRA YEDİ YIL TUTSAKLIK
YAZAN: SADUN
KÖPRÜLÜ
Saddam Rejimi muhaberat genel başkanı, Saddamın üvey
kardeşi Berzan El Tikritli tarafından 1979 yılında beni
tutukladı; Türkiye’den, Türklükten dolayı 1 yıl 4 ay
boyunca günde dört defa işkence yaparak, ayaklarımın üç
tırnakların söktüler.
Önce idam sonradan yaşam boyu yargıya çattım, 1979
tarihinden 1986 tarihine genel olarak çok sayıda Saddam
rejimi kapsamlı olarak siyasi tutuklara afla verdi, tam
olarak bu afların sayısı yüzü aştı, ben isem hep bu
afların dışında kalmıştım, bu afları en acısı gönlümde
etki bırakan, 1986 24 Nisan Saddamın doğumu ile ilgili
genel siyasi af idi.
Saddam önceleri Afları doğumu ile ilgili olarak verirdi,
1986 genel afta binlerce insan özgür olmasına karşı,
bizler Irak Türkleri özellikle, hep olduğu gibi her
zaman afin dışında sayılırdık, günleri ayaları, yılları
saymak üzereydik, Bir gün özgür olur diye bu rejimden
kurtarır diye Ulu Tanrıya inanıyordum, mutluydum
günlerimi okuyarak, yazı yazıyordum.
Bir milli prensip, tüm işkence, acı, baskıdan dolayı ne
kadar çileli, bıktırıcı sürekli korkulu işkenceli
olmasına rağmen, dayanıp sabır ederek kendime tasalı
vermekteydim.
Bunun yanında en çokta Anne, Babama, Kardeşlerime
üzülmekteydim onlar her hafta uzun yollardan bana yemek,
içecek getirmekteydiler, 5 saat süren yolculukları
Kerkük’ten Bağdat’a gelmekteydiler, defalarca araba
olayı geçirerek yaralandılar hastaneye kaldırıldılar,
yene beni bir hafta yalnız bırakmadılar ziyaretimden
kesilmediler.
Bu acıya, işkence, baskıya karşı çok aylar görüşmemi
yasakladılar, sonradan yanıma gelenlerin adlarını
yazmaya başladılar. Anne, Babama işkence yaptılar
oğlunuz vatan haini onu bırakın yanına gelmeyin, o
Türkiye’ni destekliyor ve seviyor Annemin kulaklarına
vurdular sağır ettiler, ellerini hapishanenin demir
kapıları arasına bıraktılar kullanılmaz hala geldi, acı,
dertlere, çilelere rağmen hiçbir zaman genel aftan
yaralanmadım.
Bugün 24- Nisan 1986 Saddamın doğum günü hapishanenin
her yanı süslü odalarda Bayram havası Saddam’ı
sevenlerin yanında, gülüyorlar oynuyorlar, bizlerse
günlük yaşantımızda onlardan hiçbir umut, mutluluk
beklemiyordum, artık her kes saat sekiz akşamı haberin
çıkmasını ve Saddamın konuşacağını izlemekle af
verilmesinde yaşamaktadır.
Bugün doğum gününden dolayı siyasilere genel af
verilecek her kes konuşmaktadır .
Saat tam sekiz akşam hapishanede olanlar ikrarın önü da
gözleri televizyonda, haber başladı insanlar Saddam’ı
kutluyorlar, çocuklar şarkı söylemektedirler, Saddam o
gün bir dört saat konuştu insan bıktı yerlerinden de
kalkmak, yemek yemekte yasaktır, haberler Saddamın
konuşması bitmeden insanlar korkudan yerlerinden
kalkamadılar .
Saddamın konuşmasından sonra ardından tüm siyasi
olanlara ve siyasi olmayanlara genel af kapsamlı olarak
verildi, ama yene bu aftan gizli olarak bir bölüm
insanları yaralanmadı, her kes birbirini kutlamaya
başladı, birkaç insanlar hapishanede Saddamın ellerinde
resmini kaldırdılar, övdüler onu bağırdılar çağırdılar,
ama afın doğru olmadığını görünceler resmi yere
fırladılar,
parçaladılar onu emniyet görmüş olursa hemen durmadan
idam ederlerdi.
Hapishanede bir kişi Irak gazetesinde bulunan Saddam’ın
resmi olan tarafında yemek yediğinden dolayı kurşuna
dizdiler .
Artık af üstünden bir aydan fazla geçmiştir hiçbir kimse
özgür olmadı, hep beklenildi, sonradan gecenin son
saatlerine bu aftan yaralanan insanlara kapılar açıldı
özgür oldular, bizlerinde önceden anladığımız,
bildiğimiz gibi yene bu aftan yaralanmadık.
40 gün sonra benimde bu af içinde adımın olduğunu, ve bu
aftan yaralandığımı hapishane müdürü, emniyet subayı
bildirdi, artık resimlerim çekildi, parmak izleri
alındı, işlemler yapıldı, ama yene inanamadım gönülden
sevinmedim mutlu olmadım bir korkuluk içimi sardı bu
kıyıcı rejimin elinden özgür olmak hiçte kolay olamaz,
dakikalar olsa bile bu mutluluğa kendimi aldatarak
yaşamaya başladım, bir yolunu bularak Bağdat’tan
Kerkük’e ailem telefon açtılar, özgür olacağımı
söylediler, ama ailemde inanamıyordu bu zalim Saddam
rejimi beni özgür bırakacağına, Ama yinede ailem tüm
hazırlıkları yapmış; geleceğimi duyan; Musalla
mahallemizdeki insanlar sevinçle beni beklemeye
başlamışlar...
Tam olarak aftan 51 gün sonra, beni çağırdılar, özgür
olmamı bugün belgelerle sorumlular, ve genel emniyet,
İstihbarat, Muhaberat müdürleri subayları söyleyerek,
resim Parmak izleri alarak, tüm serbest bırakma
işlemlerini tamamladılar, beni kutladılar, bir daha
politikadan uzak durmamı istediler, bu defa kurtardın
diye, gelecek defa tekrar bizim aleyhimizde çalışırsan,
hemen idam olacağımı söylediler, artık tüm işlemler
bitti. Şimdi tam olarak benimle özgürlük kapısı arasında
10 metre var. Yavaş, yavaş hapishanenin kapısını açmaya
başladılar, yinede inanmıyordum, her nasıl olduysa
inanmaya başladım, el uzatarak teksilere bir an önce
buradan kayıp olmayı düşünüyordum, bir araba karşımda
durdu , arabanın kapısına elimi uzattım , Aman Allah’ım
yıllar sonra çileli hayatım bitiyor işte buradan
uzaklaşıyorum diye düşünürken yanımda 6 kişi belirdi,
ve kolumdan tutarak taksiye binmemi engellediler, üçü
sivil gizli emniyet, bir İstihbarat, birde muhaberat
subayı, hapishanenin sorumlusu ile, bir normal emniyet
elamanı etrafımı sararak, kelepçe ile ellerimi bağlayıp,
gözlerimi kapatarak, beni tekrar hapishaneye
gönderdiler, seni şimdilik özgür bırakmıyoruz, bu af
seni kapsamıyor, belki gelecekte olacaktır dediler.
Acıların envai çeşidini görmüştüm ama hiç birisi bu
kadar ağrıma gitmemişti. Bu acıya dayanmak çok zor oldu,
hapishaneye dönerken serbest kalıp evine dönen tüm
arkadaşlar bu duruma üzüldüler, evimizde ailemde, tüm
dostlar ile bir hayal kırığına uğradılar. Bu konuyu çok
fazla önemsemedim, çünkü hiçbir zaman serbest olmayı bu
diktatör yönetimden beklemiyordum ve düşünmüyordum.
Normal hayatıma; okuma, yazma dönemine dönerek 7 sene
daha hapishanede, kaldıktan sonra, BM, İnsan hakları
yolu ile, 1996 yılında tam olarak özgürlüğe kavuştum..
Tam 17 yıldan sonra…
|