Anasayfa الرئسية   Bize ulaşın اتصل بنا     Sesli chat دردشة صوتية  

           Hoş geldiniz اهلاً وسهلاً 

 

30/ 6/ 1990 TARHİNDE, SÜLEYMAN DEMİREL İÇİN,

ABU GARİP SİYASİ HAPİSHANESİNDEN, YAZILAN YILLAR BOYU GİZLİ KALAN BİR TÜRKMEN’İN KURTULUŞ  MEKTUBU.. 

-----------------------------------------------------------------------

YAZAN : SADUN KÖPRÜLÜ

---------------------------------------

Irak. İran körfez savaşında durumlar değişmeye başlamıştır. Özellikle 1990 yılında Irak’ın her bir yerinde, Saddam rejimine karşı silkinme, ayaklanma olmuştur, tüm milletler mutluluk, sevinç içindeydi Saddam düştü diye.

 

İran, Irak savaşında, tüm Avrupa büyük devletler Amerika, Rusya, Fransa Irak’ı desteklemekteydiler, her bir katkıda yardımda bulundular dünya devletleri kimyasal silahla Baas  Saddam rejimine yaklaşım gerçekleştirmek ile, önde gelen devletler Amerika, İngiltere, Fransa, ve tüm Avrupa devletleri  onu korudular, İran tek başına kalarak bu savaş 1988 yılına kadar devam ederek, Amerika’nın muhalefeti olan artık Irak’a iş kalmadı, ittifakı kendi elemanı olarak Saddamı bir türlü devirecek.

 

Irak’ın ana muhalefeti ile anlaşarak girişim, katılım ile Irak’ın ordusunu götü duruma düşürerek Irak’ı vurma politikası kalkarak, Saddam Celladı milleti yok etmeye yene Amerika, İsrail yardımı ile güçlendirdi, Tekrar Irak’ın yönetimine sahip oldu, güneyde, kuzeyde soykırım, katlimler artı, 4 milyona yakın insanları her türlü kimyasal silahlarla öldürdü, çok komşu, ülkelere Iraklılar kaçarak barınmışladır.

 

En önde gelen komşu devletlerden Anne yurdumuz Türkiye’den  Kürtlere her türlü yardırmalar bulundu, onları korudu sınır içine aldı, artık Irak’ta bir boşluk yarandı  bizlerde hapishanede olan siyasılar Saddam rejimi ile çalışanlar rapor yazanları vurmaya dövmeye kalktık, ilk başlama ben ve Münir Kafili ile münafıklara sonra liste şeklinde olarak Saddamçileri hapishanede bulunanları iyi temiz insanların elinden rapor yazıp emniyet, istihbarata muhaberata vererek bizleri yeniden hüküm etmektedirler ve bu raporlar Saddamın eline ulaşmaktandı 300 Saddam yanlısı olan rapor yazarlar çok sayıda hapishanede insanları idama göndermişlerdir ve Saddam üvey kardeşi tarafından kurşuna dizilmişlerdir.

 

Benimle kardeşim Ümidin elinden rapor yazılarak her türlü işkence soruşturmalar başlatılmıştı, benimle kardeşimin Türkiye ile ilgili olarak iş birliği yaptığımızı, haber aldığımızı yazarak, babamı tutuklayarak her türlü işkence yapmışlardır, Emniyet evimizi arayarak bir yazı mektup bulamamışlardır, hapishanede yerlerimizi arayarak Türkçe kitap, dergi, gazete, radyo aramak için 6 ay tek odaya bırakılarak günde üç defa her türlü işkence görmüştüm…

 

1990 yılında benimle 208 kişi birden Bağdat Abu garipten Musul Badoş siyasi hapishanesine tanklarla her türlü araçlarla Saddamın özel güçleriyle, gözlerimiz, ellerimiz bağlı olarak götürmüşlerdir, ayaklanma sırasında hapishaneden kaçmak çok kolay olarak ama aile, anne, babamızı yakalayacaklar, tutacaklar bizim yerimize kaçamadım benimle ayni hapiste doktur Sadık Arafat ile bir oda kalıyorduk .

 

O sırada 1991 yılında büyük Altunköprü Türklerine karşı Saddam rejimi bir kanlı katliam, soykırım uygulamıştır 200 fazla Türkleri kurşuna dizmiştir, bunların içinde kadın, çocuk, yaşlı üç dört kardeş, babayla, anneyle bulunmaktaydı.

 

Bu durumdan yaralanarak tüm Irak muhalefetine, parti başkanlarına, şahsiyetlere Erbil, Şaklava da bulunan BM İnsan haklarına, Türkiye’de olan bir bölüm siyasi partilere ayrıca radyo gazetelere mektup yazarak bu yazıları en çok kadınların saklaması ile hapishanenin dışarısına çıkarıla bildik, bir türlü güçlükle yerlerine ulaşıldı, bu mektuplar ilk önce Şaklava da bulunan Türkmen radyo, bülten, gazetelere, Kemal Yayçılı, Ayrıca Türkiye’de rahmetli Alp Arsalan Türkeş, Süleyman Demirel ve başka partilere, gazetelere, dergilere verilmiştir.

 

Süleyman Demirel’e yazılan mektup.

Sayın Süleyman Demirel mahpushane günleri çok çetin çok zor buna rağmen Türkçe kitap, gazete, dergi okumak radyo dinlemek yasak olarak saklamış olduğum küçük radyo ile günlük Türkiye sesi Ankara, Diyarbakır radyosundan haberler, türküler yatak altında kulaklıkla dinlemekle, günlük olarak gizli saklanan Türkçe kitapları okumaktaydım, çok sevinçli, mutluydum, hapishanede salonda bir televizyon bulunmaktaydı bu televizyonda yalnız Irak kalanları ser ediliyordu, başka kanallar yasak bazan 6 saatten fazla izlenirdi en çok Saddamın konuşmaları, gezileri, Saddam kaç saat konuşursa yerimizden kalkmak, yemek, su içmek bile yasak idi haberler, Saddamın konuşmaları bitmeden ortalıkta emniyet, muhaberat, istihbarat ,dolaşarak İran, Irak savaşı, Saddamla ilgili  sorular sorulmaktaydı, bilmeyenleri tek gizli karanlık odaya bırakılırdılar işkence yapardılar .

 

Irak, İran ve körfez savaşında tüm Arap, yabancı devletlerden en çok Türkiye Cumhuriyetinden Saddamı bükük şahsiyatlar bakanlar, başbakanlar, iş adamları, Türk parti başkanları her devlet kendisiyle ilgili ve Irak hapishanesinde bulunan siyasilerini özgür olmasını Saddamdan isterdi, bu sırada bizlerde hapishanede çok mutlu idik iyimser idik Türkiye’den gelen heyet Türk bakanlar, parti başkanları iş adamları bizleri özgür etmeye Saddamdan isteyecekler, tüm Arap, Avrupa, İran ve başka devletlerden gelenler bunu yaparak, ama ne yazık uzun yıllardan beri Türkiye’den Türklükten dolayı hapishanede kalan Irak Türklerini ve Türkiye Türklerini yüzlerce gelen heyet, iş adamları ve parti başkanları, baş bakanlar, bakanlar bizimle ilgili konuşamadı, yalnız Necmettin Erbakan Saddam ona söyledi benim hapishanemde Türkiyeli ve Türkmenleri hapishanededirler senin gelişinle bunları serbest bırakmak istiyorum şerefine, Necmettin Erbakan bunlar terörist din düşmanları, onlar camide İslamlara Araplara, Kürtlere yakıcı sular döküyorlar o anda Saddam Erbakan, için büyük bir araba armağan ederek, bizler uzun yıllar hapishanede kalmamıza, Erbakan sevinerek mutlu olmuştur.

Bugün tüm yaptıkları ortalıkta görünmektedir .

Ne yazık bir Türk yanımızda olmadı bizi düşünmedi gözümüz önünde Irak  televizyonu Saddamla görüşen Arap devletlerinden, Avrupa dan, İran, Amerika devletinden gelen heyet bakanlar, avukatlar, din adamları,  kendi tutuklarını ajansları bile Saddamla konuşarak isteyerek anında gecenin son saatlerinde  onları özgür bırakmışlardır.

Ne yazık canımızla, kanımızla tüm varlığımızla Türkiye’ye bağlı olan biz Irak Türkleri uzun yıllardan tutsak hapis olarak hiç bir kimse bize yardımcı olamadı, bizleri düşünmedi gün be gün idam olarak hapishanede ölerek yok olmaktayız,

 

Sayın Baş bakan Süleyman Demirel –Ankara 30- 6- 1990 Musul- Baduş özel hapishanesi ..

Saygı selamlar

İlk önceden bizim kim olduğumuzu sizlere tanıtmak istiyorum, sizin 1967 Tarihinde Türkmen şehri Kerkük’e ziyaretiniz bizleri o kadar sevindirerek üzücü bir duruma acı bir hala sokarak sizleri alkışlamakla sizi sevgiyle mutlulukla, 10 yaşında ilk okul öğrenci olmak üzere milli özel Türkmen kıyafetiyle sizleri karşılayanlar  arasındaydım, Sadun Köprülü 10 yaşında ilk okul beşinci sınıf, ellerimde Ay yıldızlı al bayrak, bir yazı yaşasın Türkiye, yaşasın Türkçülük, Boz kurt diye bağırmakla, Ağam Süleyman, Paşam Süleyman türküsünü söylüyordum, o sırada annem Şeker Köprülü, sizlere bir türlü yaklaşarak, yanaşarak kucağında olan iki yaşında kardeşimi kesmek, kurban diye adamak istedi, siz onu sakinleştirmekle ne yapıyorsun hanım efendi, yapma Allah aşkına sizleri seviyoruz.

 

Şimdiye kadar annemin sözleri gözüm önünde geçmişi hatırlatıyor, Paşam siz bu Türk Kerkük şehrine gelmeniz bizlere büyük bir şeref sizleri kutluyoruz ne olur bizleri bu acı durumdan kurtarın, bizlerE günümüze kadar her türlü işkence soykırım, katliam olmaktadır bizleri yalnız Türk olduğumuzdan dolayı yok etmeye çalışıyorlar.

 

Artık hatırlıyorsun Kerkük Türk milleti sizleri nasıl büyük Türklük aşkıyla karşıladılar.

Kerkük ziyaretinizin sona ermesiyle siz geddiğinizden, sizin arkanızdan yürekli dağlı, gönlü yaralı, içli dertli özlemli, çileli Irak Türkleri kaldı acıları bin kat daha fazla artı yaşlı, gençler, kadın, kızlar, bende onlarla on yaşında tutuklandım, benin elimde al bayrak yaşasın Türkiye, Yaşasın Türkçülük, Boz kurt, Kerkük, diye bağırıyordun ve Ağam Süleyman diye, Süleyman Demirel’i alkışla karşıladınız ?

 

Evet sizi al bayrakla Ağam Süleyman diyerek, yaşasın Türkiye bağırmadan dolayı bu yaşta 8 ay hapis yatarak her türlü işkence görerek evimizi arayarak yaşlı  anne, babamı sizlerden dolayı tutukladılar vurdular tutukladılar,  8 aydan sonra okula döndüm zorlukla aldılar beni, Burhan Salıhı adında baş öğretmen yüzlerimi ellerimi kanlar içinde görünce beni kucaklayıp öptü sevinçten, gözlerinden yaşlar aktı sen yiğit, kahramansın, doğru Türksün, sözleri hala kulaklarımda değer özellik iz bırakmaktadır.

 

korkma sana her türlü yardım edeceğim inanıyorum okulunu bitireceksin, ilk okulu, orta okulu, liseyi üstün başarılı olarak bitirdikten sonra mezun oldum, üniversiteye devam ederek 1979 yılında mezun olmuştum.

 

1973 tarihinde Fahri Koru Türk Kerkük’ü ziyaret sırasında milli sloganlarla yaşasın Türklük, Türkiye, Boz kurt, Türkeş diye söylemekle onu karşıladık, Koru türkü geddikten sonra tutuklanarak, Koru Türk’ten dolayı 6 ay tutuk evinde kaldım, durum çok değişti Kerkük’te ve tüm Türk topraklarında baskılar,   işkenceler başladı, tutuklamalar, çok Türkler idam oldu , Hapishaneye atıldı.

bu acı durumdan bende kurtulmadan 1979 tarihinde bir hafta fakülte üniversiten mezunu olarak Genel istihbarat, muhaberat başkanı Berzan el Tikriti emri üzerine tutuklanarak bir sene iki ay günde dört defa her türlü işkence vurma, asma, yakma tırnaklarım sökmekle elektrikle her yanımı yaktılar, bu işkenceleri babamın elleri ağzı bağlı benimde ellerim gözlerim bağlı yaptılar, babamda sekiz ay işkence gördü, annemde senin için iki yaşında yavrusunu kurban vermesinden sloganlar atıp bağırmasından dolayı işkenceye maruz kaldı, kulakları elleri kollanılmaz hala geldi, en önemlisi onlara 1967 tarihinde senin Kerkük’e gelmenle ilgili hep seninle, Türkiye ile ilgili, sorular sordular seni karşılamamızdan dolayı, Ağam Süleyman türküsü ve yaşasın Türkiye, Türkçülük diye uzun süre işkencelerle beni Türkiye’ye bağlayarak vatan haini,Türkçülük, Türkiye, Kerkük, Musul şehrini Türkiye’ye bağlamak, örgüt kurmayla ilgili yargıladılar, önce idam sonradan hayat boyu yargılandım şimdi 12 yıldır hapisteyim ayrıca benimle çok sayıda Irak, Türkleri bulunmaktadır.

 

Bir an önce seni çok seven Irak Türklerini ve Türkiye Türklerini  Saddamın Abu garip Siyasi hapishanesinden bu acı çileli dört duvar arasından kurtarmaya girişimde bulunmanı rica ederiz, bizlerin özgür olmamıza katkıda bulunursanız, bizler de başkaları gibi kurtarırız.

Son günlerde Kürtler, Araplar, Hıristiyanlar, İran, Suriye, Kahire, Almanya, Rusya, İngiltere,  Fransa, Aman, komünistler, hizip Allah, hizip Dava,  bir çok ajanslar bile özgür oldular, her devlet her parti kendisiyle yargılananları gelip kurtardı.

 

Yalnız Türkiye ile yargılınlar Türkiye, Irak Türkleri uzun yıllar bir çok aflara rağmen özgür olmadılar, benimle bir çok insanların dosyaları bile politikadan, adam öldürmeye çevrilmiştir.

 

Saddam rejimi her zaman benim hapishanede bir tek siyasi kişi yoktur, hepsi adam öldürmüşlerdir, silah olayları, savaştan kaçanlardır, Saddam uzun yıllardan bizleri bekletmektedir .

 

Hiç serbest bırakmıyor, Bağdat  Abu garip özel siyasi yargı evinden 207 kişiyi her türlü silahlarla, araçla Musul Baduş Siyasi hapishanesine götürdü, izimiz kayıp olsun diye, bizleri siyasi olmayan insanlarla karıştırmakla yok etmek istediler.

 

Görüşmelerimizi bile kaldırdılar, bizleri 50 bin katıl uyuşturucu içinde eritmek yok etmek isteyerek Saddam, bizler kendimizi koruyarak onları değiştik politikçi yaptık bu durumu Saddamcılar, Saddam yanlıları anladıktan sonra bizleri bir yıl sonra  tekrar Musul’dan Bağdat Abu garip özel siyasi hapishanesine götürdüler, bu defa demir sağlam kapılar üstümüze bağlandı, güneş yüzü görmeden her türlü işkence başladı,  aramalar, yoklamalar daha fazla olarak etrafı Saddamın özel tankeri, silahları, bekçileri, güçleri sardı her şey yasaklandı, bize  her kes kendi milletlerini insanlarını politikçilerini kurtarıp serbest bırakarak alıp götürdü, biz hariç ..

 

Sayın Süleyman Demirel ..

Durumlar değişti işkenceler hızıyla devam etmektedir, Saddamın kardeşi Sebavi her hafta insanları kurşuna dizmektedir, hapishanenin etrafı tankerle araçlarla, özel Saddamın muhafız, orduları sarmakta, her türlü gelişen otomatik silahlar ellerinde, gecenin son saatlerinde insanları alıp türlü işkencelerle öldürüyorlar,çok sayısız insanlarımız ölmektedir .

 

Bir çok bölüm Türkler hasta olarak onlardan ilaç kesilerek öldüler, durumlar çok acı tehlikeli,Türkiye’den gelen bakanlar, iş adamları, politikçiler, Saddam ile sıkı,sıkı görüşerek Abu garip  hapishanesinde olan Irak Türkleri ve Türkiye Türk hapislerinden tutuklarından, hiçbir zaman söz edemediler onların Saddam tarafından özgür olmalarını istemediler.

 

Şu anda bu acı dertlerimizi çilemizi sizlere yazıyoruz sizden başka kimse bu hapishaneden bizleri kurtaramaz, Saddamdan bir telefonla, bir yazıyla bu durumda isterseniz bizleri özgür bıraka bilirsiniz.

 

Tek umudumuz sizde ve Türkiye hükümetinde bir an önce girişimde bulunmanızı istiyoruz, bizlere ulaşmasanız bizleri yok edecekler çok yaşlı, genç insanlarımızı öldürdüler, bizi kurtarmanız, sizlere ve Türkiye cumhuriyetine büyük bir tarih yazılacaktır.

 

Irak Türklerinin size olan sevgileri binlerce kat daha fazla artacaktır.

Biricik umudumuz kurtarıcımız Allah’tan, sonra sizsiniz, sizlerinde bu kutsal göreve başkaları gibi katılmanıza inanıyoruz, sizler önce Irak Türkleri için çalışmışsınız, onlara yardım ederek fakülteye üniversiteye alarak maaş bağladınız, bir an önce bu kutsal göreve yüklenmenizi beklemekteyiz.

 

Ne olur acımıza ortak olunuz, bu Türk anne babaların yavru yaşlıların, kızların, geçlerin acılarına tutsaklıklarına son verilmesine bir vesile olmanızı umut ederiz.

 

Bizler sizin tarafınızdan özgür olmamız annelerin, babaların, gelinlerin, yaşlıların yalvarış, yakarışları sizleri her türlü kötülükten acı özlem, çileden kurtaracak, yolunuz aydın ışıklı dehada umutlu olacak, bizlerde mutlu oluruz bizi Türk başkanı kurtardı diye güveniriz bu milli kutsal insanı olan göreve katkınızı bekleyerek .

 

Sizlere uzun ömürler üstün başarılar dileriz.

Gönderen Irak Türkleri ve Türkiye Türkleri adına:

Sadun Köprülü

30- 6- 1990 Musul- Baduş özel hapishanesi

Saygılarımla

 

Not:

Bu mektup sayın Süleyman Demir ele gönderildi sağlam bir yolla sınır kapısından Annemin eliyle, bir baba yiğit er askere,verildi ulaştığının de haberini aldık, ama ne yazık biz Türkler hapishaneden özgür olamadan son günümüze kadar, hapishaneyi bir bölümümüz bitirdi, bir çok insanlarımız canlarını hapishanede verip şehit oldular, bunlardan Enver Neftçi, Fatih Şakır, Behaddin Kocava.

 

Bende BM İnsan haklarının örgütlerin baskısıyla yardımıyla özgür oldum, başka milletlerse hep devletlerin, ülkelerin toplulukların, iş adamlarının, bakanları, din adamlarının yardımıyla serbest olmuşlardır.

 

Bizlere Türkiye’den hiçbir kimse yardımcı olamadı yalnız ALP Arsalan Türkeş’ten başka, Alp Arsalan Türkeş Ankara Irak elçisiyle görüşerek özgür olmamızı isteyerek,  buna karşı Saddam rejimi durarak bizleri serbest bırakmadı.

 

Çok sayıda mektuplar Türkiye başkanı, bakanlara, siyasi partilere, radyo,Televizyon evlerine, Irak muhalefet, Türkmen partilerine, BM, İnsan haklarına, sivil, siyasi örgütlere yazıp gönderildi, ama kimse bizleri düşünmeden uzun yaşamımızı acı dertli günleri korkunç Abu garip hapishanesinde geçirerek Saddam rejimi düştükten sonra, ne mutlu Saddamdan sevinerek kurtardık..

Ama ne yazık Irak Türk milletimiz bir türlü Saddamın kopyası olan diktatörlerden kurtarmadı milletimiz her gün katliama, soykırıma uğramaktadır..

 

 

Copyright ® 2005 iraqiyoon.com All Rights Reserved