|
BÜYÜK TÜRKMEN
DÜŞÜNÜRÜ
AV. ATA
TERZİBAŞI

Kerkük, 1924
“Vatanın
bütünlüğünü ,milletin varlığını, temiz ve içten gelen
duygularla,
bilgi ve yüksek karakterinizle korumasını bilin...”
Şemsettin KÜZECİ
skuzeci@hotmail.com
Irak Türkmenlerinin büyük düşünürü ve
yazarı, avukat Ata TERZİBAŞI 1924’de Kerkük ‘te doğdu. İlk,
orta ve lise öğrenimini Kerkük’te tamamladıktan sonra Bağdat
Hukuk Fakültesinden mezun oldu (1950). O tarihten beri kendi
ili Kerkük’te avukatlık yapmaktadır.
Ortaokul öğrencisiyken bazı gazete ve
dergilerde makale yazmayı deneyen TERZİBAŞI, Hukuk Fakültesi
öğrencililiği sırasında; Türkçe gazetelere gönderdiği edebi
konulardaki yazılarının değişik Arap dergilerinde de Arapça
olarak yayınladı.Gazetecilik alanında çalışmasıyla da kültür
alanına başlayan Ata TERZİBAŞI; Kerkük, Afâk gazetesinde
günlük yazılarının yanı sıra, kendisinin öncülüğünde
Kerkük’te yayınlanan diğer gazetelerde yazılarını
yayınlardı.
Kerkük’te çıkan “Beşir,1958” gazetesi ve
bazı Arap dergilerinde çeşitli yazıları yayınlandı.
Bunların başında, Mısır “El-Risale”, Lübnan’ın “El-Edip” ve
Suriye’nin “El-Hadis” dergileri gelir. Ayrıca Irak’ın
El-Aklam, El-Mektebe, El-Tazamun, El-Sakafa El-Hadise,
El-Ahaa, El-Ehbar, El-Mese, El-Şaab, El-Emel, Kerkük,
El-Siyase, El-Eyyam, El-Bele, Türkiye’nin Türk Dili, Türk
Sanatı, Türk Yurdu, Türk Kültürü gibi dergilerinde,
edebiyat, hukuk, tarih, folklor ve dil alanlarında bir çok
yazısı yayınlandı.
TERZİBAŞI, çeşitli konularda yazdığı
yazılarıyla birlikte Türkmen edebiyatı, dili ve folkloru
alanında da değerli eserler bırakmıştır.Onun bu alandaki
çalışmaları bir çok genç araştırmacıya ışık tutmaktadır.
TERZİBAŞI, Türkmen Edebiyatı’na yaptığı hizmetle ün
salmıştır. Onun bu alandaki çalışmaları, edebiyatımızın
bütün yönleri için kaynak sayılır. Ağırlıklı olarak
hoyratları ilmi bir metotla incelemiş, düzenlemiştir. 3
Cilt halinde 1955, 1956, 1957 yıllarında yayımladığı
“Kerkük Hoyratları ve Manileri” bir ata-ana mirası olarak
ölümsüzleşmiş; şair ve bestekârlara ilham kaynağı olmuştur.
Bilimsel bir dikkatle yazıp yayınladığı
ansiklopedik “Kerkük Şairleri” araştırması, Irak Türkmenleri
ve Türk dünyasına geniş ilgi görmüştür. 3 cilt Bu 3 ciltlik
biyografik araştırmada Kerkük şairlerinin sanat
yaşantılarını konu edinerek şiirlerinden örnekler
vermiştir. Klasiklerimiz arasında Ruhi, Nesimi, Fuzuli,
Garibi hakkında bir çok araştırmalar yazmıştır. Fuzuli’ ye
ilişkin yazıları, onun çok yönlü bir yazar olduğuna ışık
tutmaktadır. Edebiyat tarihi içerisinde Terzibaşı’nın
yadsınamaz bir yeri vardır.Yer yer ince göndermeler yaptığı
yazıları bir başka yönünü ortaya koymaktadır.
Ata Terzibaşı başlangıçta serbest şiire
şiddetle karşıdır. Zaman içerisinde bu anlayıştan
ayrılmış,duygu ve düşüncelerin serbest tarzda da dile
getirilebileceğini benimsemiştir.Bir not olarak: Terzibaşı
evlenmemiştir. Sorgulayanlara,”Ben kitaplarımla evliyim”
demiştir.
“Usta Yazarımız,Terzibaşı ile 1992
yılında Kerkük Adliye sarayında karşılaştım. O sıralar
Kerkük Televizyonunda “Gençlik ve Spor” programını
sunuyordum. Sunucunun bana benzediğini söyleyince: Evet
Hocam, benim, dedim. “Olağanüstü ve Konferans” kelimelerini
kullanıyorsun. Bunların yerine bilinen kelimeleri
kullanırsanız daha uygun olur. Konuşma dili ile Yazı dilini
bir birine karıştırıyorsunuz…” dedi. Anladım ki, o
dönemde Kerkük televizyonunda hazırlayıp sunduğum
programları çok titizlikle izliyormuş… Saddam
sonrası iki defa evine ziyarete gittiğimde sağlık
sorunlarından dolayı kendisi ile çok fazla sohbet edemedik.
Ancak, bana iki kitabının hediye ederek, bunları Türkiye’de
basarsanız çok iyi olur. Dedi. Ş.K.
Eserleri :
1.Şarkı ve Türküler. Bağdat 1953
2.Kerkük Hoyratları ve Maniler 3
cilt1955,1956 ve 1957 Bağdat,Kerkük
3.Kerkük Havaları Bağdat 1961.
4.Kerkük Eskiler Sözü Bağdat 1962.
5.Kerkük Şairleri.1 cilt Bağdat 1963
6.Kerkük Şairleri.2 cilt Bağdat 1968
7.Kerkük Şairleri.3 cilt Bağdat 1989
8.Arzu Kamber Matalı Bağdat
1964/İstanbul,1971
9.Kerkük Şairleri 4.cilt Kerkük 2000
10.Kerkük Şairleri 5.cilt Kerkük 2000
11.Kerkük Şairleri
6.cilt Kerkük 2001
12.Kerkük Şairleri
7.cilt Kerkük 2001
13.Kerkük Şairleri
8.cilt Kerkük 2001
14.Kerkük Şairleri
9.cilt Kerkük 2001
15.Kerkük’te matbuat
tarihi.2 cilt-Kerkük,2001
16.Kerkük Hoyratları ve
Manileri.İstanbul,1975
17.Kerkük Havaları.İstanbul,1980
18.Erbil Şairleri. Kerkük, 2004
19.Kerkük’ün Türk Tarihi. Kerkük, 2005
MİLLİ İNKILÂP
...Eskiden Şairler, ye vicdanlarını acılar
içinde bırakarak, büyüklere yaranmak
amacı ile methiyeler yazar,riya postuna
bürünüyorlardı, ve yahut Millet ve Memleket meseleleri ile
ilgilenmekten çekimser kalarak en fazla gazel vadisinde
eserler vermeye çalışırdı. Veyahut da büyük bir korku ve
heyecan içinde bocalayıp kalarak,elden ele
dolaşan,şiirleriyle hürriyet hevesinin korkusunu yaymaya
çalışırdı. Zaten halk edebiyatımız hep bu sahaya inhisar
etmekte idi.
Birinci Dünya Savaşında Irak’ı işgal eden
İngilizlere karşı duyulan nefret hislerini ilkin gizlemeyen
halk,nihayet eski idarenin de takip ettiği politikası
yüzünden bunları açığa vurmak cesaretinden uzak kalmıştır.
Bu bakımdan halkımız,biricik tesellisini tanıyamadığı
hoyrat ve mani düzenlerin mini mini sözlerinde
aramışlardır. Dillere düşen bu tür hoyrat , maniler veya
şiirler her zaman büyük bir rağbet kazanmıştır. Şimdi ise
edebiyatımız,sömürgecilerin kötülüklerinden ve onları
destekleyen eski zalim ve baskıcı idarecilerin
fenalıklarından kurtulmak yolunu tutmuş bulunmaktadır. Artık
memlekette esecek olan hürriyet ve adalet havasına karşı
duyulan hisler,ancak tabii bir sır takip edecek ve
edebiyatımız da kendine başka ufuklar arayacaktır.
İnkılabın henüz başlangıcında ve her
bakımdan tamamı ile istikrar etmeye çalışmak bizim
edebiyatımızda yakından başlayacak olan çığırın ışığı
altında adımlarla, başarılı sağlayacağına inanmaktayız...
DİLENCİLİK
HASTALIĞI
“Vaktiyle yazmıştık: Hayatın tatlı olduğu
kadar,acı ve garip cilveleri de vardır...” İnsanların
arasında izzet nefsini küçültmüş,hatta hiçe saymış bir
zümrenin yüzsüzce yaşamayı öğrenmiş olmaları,bu cilvelerin
başında aşağılık duygusunun en kötü örneğidir... Gerçekten
bazı kimseler,muhitin veya tabiatın merhametsiz
felaketlerine uğrayarak,sözgelişi bir kaza neticesinde
yaşayışını kazanmaya vesilelerinden mahrum kalarak dilenmeye
sürüklenebilir. Bunlara bir bakımdan hak vermek doğru olur.
Ancak bir çokları bu sanatı bir yaşama ve bir kazanç
vesilesi sayarak devam ettirdiğinde bu gibi insanlar
beşeriyetin en düşük sıfatlı simaları olarak tanınırlar.
Bunda da dilenme bir hastalık halini alır. Böylece alışmış
oldukları o pis adeti bir an için bile terk etmeyi
istemezler...”
GENÇLERİMİZDE
ARANAN VASIFLAR
Vatanın bütünlüğünü,milletin varlığını,içten
gelen saf ve samimi duygu çalışkanlıklarıyla bilgi ve yüksek
karakterleriyle muhafaza etmesini bilin. ve böylece şanlı
istikbali ellerinde tutmuş olan gençler,baharı yeni açmış
gülleri gibi üzerinde durulmaya değen önemli unsurlardır.
Her şeyden önce gençlerimiz,işlerinde ve çok
mektep hayatında çalışkanlıklarıyla tanınmalıdırlar.
Derslerinde başarı sağlamayan talebe,milletine yararlı
olmaktan uzaktır.
Gençlerimizde aranan önemli vasıflardan biri
de: Bilgili adam olmak vasfıdır. Bilgisiz bir insan
dal,budaksız kuru bir ağaca benzer. Milli duygusu ne kadar
kuvvetli olursa olsun bilgiden mahrum gençlerin topluluğa
karşı yapacakları yardımları küçümsenir ve değersiz kalır.
Hatta bazen zararlı bile olur... Bilgiye başvurmadan
herhangi bir zümrenin elde edileceği şüphe ile karşılanır.
Medeni milletlerin bugünkü yüksek seviyeye ulaşmaları hep
çalışma ve çalışma sonunda kazanılan bilgi sayesinde
verilmiştir.
Gençlerimizde aranan önemli bir
vasıfta,ahlak yüksekliğidir. Ahlakı olmayan gençlik sefalete
mahkumdur. Gençler sadece çalışarak bilgi edinmekle
yetinmemelidirler. Kutlu ve sağlam esaslara dayanan milli
ahlak kaidelerine bağlı kalmaları şarttır. Çünkü,kötü
ahlaklı aydın gençler,kötülerinin şer yolunda,iyi ahlaka
sahip olanlar ise bilgilerini milletlerinin hayrı uğruna
kullanacaklardır...
HECE VEZNİ VE GENÇ
ŞAİRLERİMİZ
...Hece şiirimizin özel bünyesine uyan ve
halk tarafından tamamıyla benimsenen milli bir vezindir.
Eskiden bu vezin sanat değerini gütmezmiş. Divan
şairleri,aruz veznini büyük bir dikkatle işlemişlerdir. Halk
şairleri ise hiçbir zaman heceyi kullanmaktan kendilerini
alamamışlardır. Bu arada halk şiirinin en güzel
örneklerinden sayılan hoyrat ve manilerin hep hece vezni ile
yazıldığını görmekteyiz... Hece ile yazılan şiirlerin
ahengi,bilindiği gibi sadece ses kesmeleriyle ölçülür. Makta
karşılığında kullanabileceğimiz bu ses kesmeleri,hece,durak
ve durgu gibi adlarla adlandırılmıştır. Nitekim (El) sözcüğü
(Kelime) bir maktadan ibaret olup,bir heceli sayılır. Adlı
sözcüğü ise (Eldi) biçiminde takti edildiğinden iki
heceli,(aldılar) sözcüğü ( eldiler) biçiminde üç hecelidir.
Böylece hece veznine bir şiirin her kanadında geçen bütün
sözcükler toplu halde aynı sayıda hece (makta’tan)
kurulur...
Şiirin her kanadında hece sayısı ister 7
ister 8,11,12,14 olsun aynı şekilde kullanılmışsa vezin
mutabakatı hasıl olmuş demektir. Yok eğer bir kanat 7 heceli
öbür kanat 8 heceli ise o şiirde vezin aksaklığı var
demektir...
YAZI DİLİ-KONUŞMA
DİLİ
Halk dili yazı yazmak hevesine kapılırsak
1001 çeşit lehçe ile yazı yazmak zorunda kalırız... Nitekim
Irak Türkmenlerinin bile çeşit çeşit lehçeleri vardır. Hatta
Kerkük’ün bir mahallesi olan (Tisin) halkının lehçesi bile
bazı hususlarda Kerkük lehçesinden ayrılmaktadır. Kerkük’te
muhatap adeti olan ( küçük kâf) yerine (u) kullanıldığı
halde (i) kullanılıyorlar.. Umumi yazıda halk lehçesini
kullanmak olmaz. Her millette olduğu gibi konuşma dili
yanında umumi bir yazı dili vardır ki hep bunu kullanıyoruz
ve kullanmalıyız da... Ancak folklor araştırmaları sahasına
giren hususların halk diliyle yazılmasında bir zarar
yoktur...
|