KERKÜK
KATLİAMI 46 YAŞINDA

Şemsettin KÜZECİ
skuzeci@hotmail.com
KERKÜK KATLİAMI
14-17
Temmuz 1959
Türkmenlerin
varlık mücadelesinde geniş yer alan, 14 Temmuz 1959 katliamı,
eski kuşaklarda olduğu kadar, yeni nesillerde de tüyler ürperten
etkisini sürdürmektedir. O günlerin akıllardan silinmeyen anıları,
Türkmen Toplumuna karşı beslenen düşmanlık duyguları,
1918’den beri tarzı, sistemi değişse de, değişmeyen,
Türk’e karşı soykırım yani yok etme politikaları
olmuştur.
Türkmenleri
yok etmeğe yönelik saldırılar, 14 Temmuz 1959'da, kraliyetin
devrilmesi ile daha derinleştirildi. Pek çok olay ve sinir harbinin
neticesinde, 14 Temmuz katliamı yaşatıldı. Ters giden atlara
bağlanan insanların vahşi Roma geleneğinde "insan parçalatılarak
eğlenme" adetleri bize uygulandı. Dünyada şu kadar kuruluş
varken. Türkiye’nin doğru dürüst haber almadığı olayları,
radyolarda, "..gelişen hadiselerde İngiliz askerlerine herhangi
bir şey olmamıştır.." diye verilmişse, buna
konacak bir ad bulmak gerçekten zordur.
14
Temmuz 1959'da başlayan ve üç gün süren bu katliamı anlatan 18
Temmuz 1959 tarihli, dönemin başbakanı Abdülkerim Kasım‘a
verilen notayı, halkımıza ve dünyaya sunmakta yarar görmekteyiz.
O günlerin acı dolu olaylarını ayrıntısı ile yaşayan
değerli iki hocamız, 19 Temmuz 1959‘da dönemin başbakanı
Abdülkerim Kasım’a olayın gerçeklerini bütün çıplaklığı
ile sergileyen bir nota vermişler. Tarihsel öneminden dolayı, bu
belgeyi yeryüzündeki tüm Türklüğe, devlet adamları ve gençliğine
bir ibret vesikası olarak sunmak istiyoruz.
KATLİAMIN BİRİNCİ GÜNÜ
Kutlama
yürüyüşü 14 Temmuz 1959 günü akşam saat 18.00’de, petrol
Şirketi’ne giden yol üzerinde başlamıştı. 200 binden
fazla insan sokakları doldurmuş ve çoğunlunu da Türkmenler oluşturuyordu.
Ortalığı kana bulayacaklar ise, kutlama törenlerini boykot
ederek şenliklere katılmamışlardı. Çünkü onlar bir
başka hazırlık içinde idiler! Kanlı bir hazırlık!..
Nitekim aynı günün akşamı saat 19.30 sıralarında ilk
silah sesleri duyuldu. İlk olarak Atlas Caddesi üzerinde kahve sahibi olan
Osman Hıdır, çok feci bir şekilde şehit edildikten sonra,
yetmemiş, ayaklarından iplerle bağlanarak sokaklarda sürüklenmeye
başlandı. Aynı saatlerde Türkmenlerin bulunduğu "14
Temmuz" ve "Bayat" kahvelerine de saldırı düzenlenmiş,
bir yandan da kutlama Takları parçalıyorlardı…
SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI
2’nci
Ordu komutanlığı mensuplarının da iştirak ettiği
Türklere yönelik saldırıların ardından, Kerkük’te sokağa
çıkma yasağı ilan edildi. Halk gerideki ölüsüne yaralısına
bakamadan evlere girmeğe zorlandı. Bu dışarı çıkma
yasağının yalnızca Türkler için ilan edildiği daha
sonra anlaşılacaktı. Bu suretle istedikleri Türk’ü evinden alıp,
tüfek dipçikleriyle vurarak 2’nci Ordu Karargahı’na götüren eylemi
planlayan resmi kişiler ve kullandıkları kişiler korkunç işkencelere
başvuruyor, Türkleri diri diri elektrik direklerin asıyorlardı.
KATLİAMIN
İKİNCİ VE ÜÇÜNCÜ GÜNÜ
Katliamın
ertesi günü ve devamında, 4’üncü Askeri Birliklere bağlı
katiller, tüm şımarıklıklarını, acımasızlıklarını
sergileyerek vahşetin boyutlarını büyütüyor, daha sistemli bir
şekilde, sürülere dalan çakallar örneği Türkmenlere ait
"Atlas" ve "Alemin" sinemaları ile, kale içindeki bazı
Türkmen evlerini top ateşine tutuyor. Alemin sineması sahipleri
Muhammet AVCI ve Salahattin AVCI kardeşleri evlerinden alarak hunharca
katlediyor.. Kimleri yok edeceklerini önceden belirtmediği için, özellikle
aydınlar sırayla evlerinden alınıyor, sokak sokak sürükledikten
sonra dipçiklerle döve döve öldürülüyorlardı. Vahşetin bu kadarına
dünya az şahit olmuştur: Türkleri diri diri toprağa gömüyorlardı.
İkinci üçüncü günler Türkmenlerin kayıpları daha çoğalmış;
Kasım NEFTÇİ, Cihat FAHRETTİN ile Emel ve Nihat kardeşler
olmak üzere masum 32 soydaşımız katliam kurbanları arasında
yer alarak şahadet şerbetini içmişlerdir..
Kerkük
şehir merkezindeki katliamı öğrenen, yakın köy ve
kasabalarda yaşayan soydaşlarımız silahlarına sarılarak,
kardeşlerinin yardımına koşmaya başlamışlarsa
da, Kerkük’e akın eden bu insanları –asker- her türlü silah ve
"insan kasabını" elinde tutan güçler tarafından
etkisiz hale getirilmişlerdir. Tuzhurmatu kuşatılmış, tüm
çevre yollar tutulmuştur..
DURUMUN KONTROL ALTINA
ALAM TEDBİRLERİ
Olaylar
devam ederken Irak ordusunda üstün hizmetlerde bulunan ve aynı zamanda
Arap alfabesiyle Irak Türkmenlerinin tarih, kültür ve folkloruna ait araştırmalarıyla
bilinen Şakir Sabir Zabit ve arkadaşı Tahsin Rafat’ın
imzasını taşıyan "asayişin sağlanmasına
yönelik bir mektup" verilmiş, elbette hala iyimser ve iyi niyet
sahibi olma saflığının kimseye bir yararı olmayacaktır.
Verilen "muhtırada" dile getirilen husus ve çareler şu
şekilde belirtilmiştir:
Bu
üzücü olay, halkta büyük bir tepki yaratmış, Türkmen vatandaşları
göçe zorlanmakta aşağıda belirtilen önlemler alınmadığı
takdirde, gönüllerde güven ve emniyetini tesisi zor olur. Mağdur Türkmenlerin
haklarını iade etmek için bu acil olarak önlemlerin alınması
zaruridir.
Sadık bir ordu subayının ikinci ordu komutanlığına,
kararlı bir idarecinin de valiliğe atanması sadık ve tarafsız
üyelerden kurulu bir tahkik komisyonunun kurulması. Bu komisyona Türkmenlerin
aday gösterecekleri birinin de alınması.
Bu
katliama sebebiyet verenlerin en ağır cezalara diğer canilere de
ibret olsun çarptırılmaları, Kerkük’te mülki idare, ordu ve
polisin, hükümet politikasına karşı olanlardan arındırılması.
Davut El-Canabi‘nin uzaklaştırdığı bütün vatandaşlar,
memurlar ve eğitim mensuplarının görevlerine iade edilmesi. Kerkük’te
halk direniş gücü ve öbür örgütlerin feshedilmesi. Zararların
tazmini. Davut El-Canabi zamanında ikinci ordu komutanlığınca
kesilen telefonların sahiplerine iadesi.
Kerkük vilayetinin Kürdistan maarif müdürlüğüne bağlanmaması.
Bölücülerin iddia ettiği gibi bu vilayet hiçbir zaman Kuzey’in bir
parçası olmamıştır. Kürtlerden bazı ayrılıkçı
gruplar, geçici ana yasada Arap ve Kürtlerin bu vatanda ortak olduklarını
içeren metin, Türkmenlerin bu haktan mahrum edildiğine dair yorumlar
getirmişlerdir. Ancak bu ana yasanın tatbikatı, Türkmen vatandaşların
emellerine uygun görülmemiştir.Ancak bu metnin, özel mahiyette değil
de genel olarak bütün Iraklıları kapsayacak şekilde değiştirilmesi
uygun olacaktır.
KERKÜK KATLİAMI
ŞEHİTLERİ
1.
Ata HAYRULLAH ALBAY
2.
İhsan HAYRULLAH. YARBAY TABİB
3.
Selahattin AVCI. İŞ ADAMI
4.
Mehmet AVCI MEMUR
5.
Nihat MUHTAR. ÖĞRETMEN
6.
Cihat MUHTAR. ÖĞRENCİ
7.
Emel MUHTAR. ÖĞRENCİ
8.
Kasım NEFTÇİ. ÇİFTİLİK SAHİBİ
9.
Ali NEFTÇİ. SERBEST
10.
Osman HIDIR. KAHVA SAHİBİ
11.
Cihat FAHRETTİN . ÖĞRENCİ
12.
Zübeyir İZZET. KAHVE SAHİBİ
13.
Şakir ZEYNEL. KAHVA SAHİBİ
14.
Gani NAKİP. MEMUR
15.
Kemal ABDUSSAMAT. MÜHENDİS
16.
Fatih YUNUS. TEKNİYEN
17.
Cuma KANBER. TEKNİSYEN
18.
Enver ABBAS. ÖĞRENCİ
19.
Kazım BEKTAŞ. ÖĞRENCİ
20.
Hacı NECİM . SERBEST
21.
Hasip ALİ. İŞÇİ
22.
Nurettin AZİZ İŞÇİ
23.
İbrahim RAMAZAN. TAMİRCİ
24.
ADİL ABDULMECİT
İŞÇİ
25.
Abdulhalik İSMAİL. ÖĞRENCİ
26.
Abdullah BEYATLI.TEKNİSYAN
27.
Selahattin KAYACI.İŞÇİ
28.
Abbas KADIR ÖĞRENCİ
29.
İbrahim HAMZA. KASAP
30.
Halil TÜRKMEN . SERBEST
31.
Salah KÖPÜRLÜ. POLİS
32.
Kemal’ın ANNESİ. EV HANIMI